Aiii Bu Halimiz Ne Olacak?
AI ve MSN arasında yürüdüğümüz o ince?? çizgi…
Nasılsınız 20’likler ve 20’lik kalanlar?
Ben biraz hastaydım ve pazartesi gününden beri dışarıya adım atmadım. Sadece iki kere evimin yakınındaki kafeden kahve aldım, bir seferinde de anahtarımı unuttuğum için kendimi dışarı kitledim… Bazılarına fazla gelebilecek bu 6 günlük inziva benim için mükemmeldi. Evden çalışmak, tamamen dinlenmek, yemek yapmak, kimse ile sosyalleşmemek… Pillerimi doldurdu. Ben biraz böyle biriyim sanırım; Sosyal olmayı çok seven ama arada kendi kendine kalması gereken biri. Bugün pazar, hava güneşli ve ben artık sosyalleşmeye hazırım. (Perşembe çıkması gereken bülteni pazar sabah yazmam konusunda yorum istemiyorum…)
Altı gün çok da sosyalleşmeden evde durduğunuzda, beyninizin derinliklerine attığınız çoğu şey yüzeye çıkıyor. Düşünmek için vaktiniz oluyor çünkü. Bunların çoğu daha varoluşsal ve özel şeyler olsa da, bazıları bu haftanın bülteni gibi konularla ilgili. Ne yani? AI.
Beklenmedik bir geçiş oldu farkındayım ama ben AI üzerine çok düşünüyorum. Bu gelişmeye karşı koyuşumun, kullanmamaktaki ısrarımın, 60-70’lerimdeki karakterime dair izler taşıdığını düşünüp paranoyaklaşıyorum. Acaba yaş alınca, teknolojiye ayak uyduramayan, kullanamayan ve geri kalan biri mi olacağım? Benim anneannem Instagram kullanıyor. Ben böyle bir insan olabilecek miyim yoksa dönemin teknolojisi ile çatışacak mıyım? Yani sanki ikinci seçenek bana daha yakınmış gibi hissediyorum.
Herhangi bir yapay zeka sistemine bir şey sorduğumda kendimi kirlenmiş hissediyorum. Bu hissimin arkasında tam ne yattığını anlamaya çalışıyorum; bu sistemin harcadığı enerji ve kaynak mı ( bknz. Merve’nin bu haftaki yazısı), yoksa beni tembelleştirmesi mi? Birkaç kere e-mail yazmak için kullandıktan sonra onsuz mail yazamayışım beni çok etkilemişti… Ben hayatımın büyük bir kısmını yazarak kazanmadım mı? İki koskoca tez yazmadım mı ben AI’sız… Nasıl yani… Rahatsız olmuştum.



Kandığım şeker tavşan, kirpi, inek videolarına girmiyorum bile. Zaten ‘fake news’ döneminde yaşıyorduk, insan ilişkileri de yüzeyselleşmişti, dış görünüşle de durmadan oynanmaya başlanmıştı, bir de bu çıktı başımıza. Gerçeklik algımın bu denli zorlanması, durmadan ‘doğrunun’ ve gerçeğin peşinde olmak, yalan/sahte/AI generated her şey için bu kadar tetikte olmak BENİ YORUYOR.
YO-RU-LU-YO-RUM arkadaşlar.
AI’ın işleri hızlandırması, yaratıcılığa zaman sağlaması ve alan açması konusunda heyecanlıyım. Ama sadece bunun (yani insanların iyiliği, sağlığı, mutluluğu) için, kullanılmayacağı o kadar belli ki… Canım sıkılıyor. Fikirlerim değişebilir, kendime söz verdim anlamaya efor göstereceğim, geride kalmayacağım ( kullanmamayı seçsem de — ki nitekim bir süre sonra kullanmama şansım olacağını sanmıyorum).
Tek bildiğim şey insan ilişkilerimde robot arkadaşlarımızın temizlediği, düzelttiği ve ‘uygunlaştırdığı’ cümleler görmek istememem ( bknz. Hatice’nin bu haftaki yazısı). Böyle bir sterilize iletişim şekli istemiyorum. Doğallık, samimiyet ve insan olmanın getirdiği o karmaşıklığı istiyorum.
Bakalım…
Bu hafta nelerimiz var?
👑 Merve, Karen Hao’nun kitabı Empire of AI’dan yola çıkarak yeni imparatorluğumuzu tanıtıyor.
👯♀️Hatice, insan ilişkilerinde ChatGPT’yi görme korkusundan bahsediyor.
O zaman size çimlere bastığınız, ekranlardan uzak bir pazar günü diliyorum.
Şerefe,
Yasmin
Not. Alakasız ama Big Mistakes’i izlediniz mi? Ben dün bitirdim ve bayıldım. Boran Kuzum… The man you are <3
Dünyanın En Büyük ve Acımasız İmparatorluğu
İlham kaynağım ve prensesim Karen Hao yeni kitabında bir yapay zeka imparatorluğunda yaşadığımızdan laf açmakta ve bu imparatorluğun kirli çamaşırlarını bir bir ortaya dökmekte. Bu yazı ise tebaa olmanın inceliklerini merak edenler için bir küçük deneyim rehberi.
Yazı: Merve Nur O.
Benim için Karen Hao 21. yüzyılın en önemli araştırmacı gazetecisi olabilecek kalibrede bir kraliçe. MIT mezunu eski bir uygulama mühendisiyken gazeteciliğe döndürdüğü kariyerinde kısa zamanda büyük işler başardı, iç yüzlerini çok iyi bildiği büyük teknoloji firmalarının ipliklerini pazara çıkardı. Erkeklerin çoğunlukta olduğu MIT koridorlarında gezdikten ve erkeklerin yönettiği Silikon Vadisi kariyerini deneyimledikten sonra bu sektörün içinden bir uzman olarak araştırmacı gazeteciliğe başladı. 20’li yaşlarında büyük bir kariyer değişimi yapıp dünyanın en önemli yapay zeka liderlerinden biri haline gelen Hao’yu alkışlamak üzerimize vazife oldu.
Son kitabı Empire of AI (Yapay Zeka İmparatorluğu) ise gerek kullandığı metaforla gerek içerisinde barındırdığı anekdotlarla yapay zeka muhabbetini beş-on adım ileri taşıyan bir kaynak oldu. Ne diyor kraliçemiz? Open AI yani Chat GPT’nin arkasındaki şirket koca bir imparatorluk ve Sam Altman yani şirketin genel müdürü gördüğümüz en acımasız imparatorlardan biri. Kitabın ortaya çıkış sürecinde 260 kişiyle mülakatlar yapan ve Open AI ofisine ziyaretler gerçekleştiren Hao, imparatorluklar ve şirket arasındaki benzerlikleri basitçe ve açıkça ortaya koyuyor kitapta. Beni çok etkileyen üç benzerlik ise şöyle:
1. Göklerden gelen bir emir vardır.
İmparatorları başa getiren ve görevde tutan onların tanrının temsilcileri olduğuna dair büyük inançtı. Daima dini bir öğeyle varlıklarını anlamlandıran bu insanlar kitleleri de böyle yönetebilmişlerdi. Chat GPTnin yaratılış sürecinde dünyanın en iyi mühendisleriyle çalışmak isteyen Altman da benzer bir strateji kullandı. O zamanlar Google ve Apple gibi şirketlerde Altman’ın yarışamayacağı maaşlarla çalışan yetenekli mühendislerin neyle motive olduğuna bakan Altman önemli bir örüntüyü fark etti. Artık insanlar dinle veya cennet vaadiyle motive olmuyorlar, ancak bu mühendislerin hepsinin inandığı bir şey var: İnternet müthiş bir yer olabilir, bunu tasarlayanlar da 21. yüzyılın mimarları olacaktır.
Okul yıllarında bu inançla çabalayan mühendisler şimdilerde dev şirketlerde kendilerini misyonlarını kaybetmiş ve çok para kazanan beyaz yakalara dönüşmüş halde bulmaktaydılar. Kısıtlı bir alanda çelik çomak oynayan Silikon Vadisi mühendislerine Altman’ın sonsuz yaratıcılık ve istediklerini yapma vaat ettiğini ve bu sayede daha düşük maaşlarla kendilerini Open AI’ya transfer ettiğini biliyoruz. İlerleyen dönemde de Open AI ve Chat GPT için en büyük satış noktası insanların internete dair romantik ve umutlu düşünceleri olmaya devam etti.
Belki insanlara “Tanrınız için yollara düşün ve benimle savaşa gelin.” demedi ama “İnternet harika bir yer olabilir, biz bu harika şeyi yaratacağız.” dedi. Söz konusu ütopyalarda rüya satmaksa adres Sam Altman.
2. Kolonizasyonsuz imparatorluk olmaz.
Çok duyduk yapay zeka için kullanılan veri merkezlerinin feci şekilde artan temiz su ihtiyaçlarını. Daha az duyduğumuz kısım ise ormanlık alanların, tarım alanların, köylerin artık veri merkezlerine dönüşüyor olması. Bu veri merkezlerinde kullanılan her bir malzeme için bir yandan küresel ekonomi çalışmaya, işçileri zor şartlarda açlık sınırının altında maaşlarda çalıştırmaya devam ediyor.
Bu “işgal et ve köleleştir” stratejisinin bir başka yönüne daha dikkat çekiyor Karen Hao: Masamıza gelene kadar yapay zeka sindirilebilir hale gelsin diye emek veren yapay zeka işçileri. Gerek dil öğrenme modelleri eğitilirken, gerek Chat GPT’ye etik cevap vermesi öğretilirken binlerce insan saatlerce önlerine konan yapay zeka cevaplarını okudu ve “bu iyidir, bu kötüdür” diye değerlendirmeler yaptı. Hao’nun Kenyalı çalışanlarla yaptığı bir röportaj Open AI’ın hiç konuşmak istemediği bir meseleyi ortaya çıkardı: Bir işçi günlerce ve haftalarca internetteki pedofili içerik ve yorumlara bakarak değerlendirmeler yaptı, bunu çok az bir ücret karşılığında gerçekleştirdi.
Bu iş devam ederken Chat GPT henüz ortada yoktu, işçi aylar sonra taşeron bir firma aracılığıyla Chat GPT modelini eğitmek için çalıştırıldığını, şirket milyonlar kazanırken kendisine asgari ücret bile ödenmediğini fark etti. Pedofili içeriklerini tararken edindiği travma cabası. Tıpkı eski zaman imparatorları gibi Open AI’ın da kolonileştirdiği topraklar ve köleleştirdiği insanlar var, ucuz insan emeği ise internet sayesinde her zamankinden daha erişilebilir.
3. Savaşlar para makineleridir.
Artık savaşın tarafı olmak için Büyük İskender gibi orduları toplayıp yola düşmenize gerek yok. Sam Altman gibi bir tıkla savaşlara yön verebilirsiniz. Zaten yakın zamanda Open AI’in İsrail ordusu Gazze’yi daha iyi bombalasın diye verdiği desteği duymuşsunuzdur. Bunun öncesinde ise Karen Hao bir başka inanılmaz işlerini ortaya çıkarmıştı: Venezuela gibi ABD ambargosu ile yaşamaya çalışan ve yüksek enflasyonla boğuşan ülkelerde insanlar işsizlik ve yoksullukla mücadele ediyor.
Sanki bu insanlara yardım eder gibi onlara “evden çalışma imkanı” sunan Open AI gibi yapay zeka üreticileri ise o gün onlara lazım olan kod yazma veya dil modeli eğitme işlerini online bir platformda yayınlıyorlar. Platformu bir iş pazarı gibi düşünün, gelen ilana ilk tıklayıp “Ben bu paraya bu işi yaparım.” diyen o işi alıyor. Platforma düşen işler bir saniye içinde sahiplenildiği için Venezuela’da bu işlerle geçinmeye çalışan kişiler benzeri görülmemiş bir stres deneyimliyorlar. Dışarı çıkmayı, yemek pişirmeyi, ve hatta uyumayı bırakan insanlar, bütün gün platformda yeni iş almak için bekliyorlar. Kendi destekledikleri savaşlar sayesinde Altman ve kankaları kendileri için ucuz ve çok efektif bir işçi ordusu yaratmış durumda.
Kitap daha neler anlatıyor neler! Bildiğim kadarıyla henüz Türkçeye çevrilmedi ancak hakkında yazılan Türkçe yazılar bulmak mümkün. İngilizcesine güvenen okuyuculara ise Karen Hao’nun Youtube’daki söyleşi ve podcastlerine göz atmayı öneririm.
Ne Karen Hao ne de müridi olan ben “Yapay zeka kakadır, aman uzak duralım!” demiyoruz ama yapay zeka etrafında örgütlenen yeni imparatorlukları dikkatle izleyip onlara karşı gardımızı almakta yana duruyoruz. Chat GPT’den korkan ve bir adım uzaklaşmak isteyen yaralı gönüller için ise adres Claude.ai gibi gözüküyor şimdilik.
İnternetin ilk Günlerini Özledim
ChatGPT onu bulmaktan korktuğum yerde, insan ilişkilerinde.
Yazı: Hatice Karakaş
Birkaç ay önce, baktığım her yerde ChatGPT aradığım bir dönemden geçiyordum. Instagram postlarında, lokal kafelerin caption’larında ve reklam afişlerinin sloganlarında Chat’ten bir iz arıyordum… Hem onu her gün kullanmak, hem de günlük hayatta onu görmekten rahatsız olmak beni bu iz sürme eyleminde fazlasıyla eğitmişti. Gel gör ki Müfettiş Gadget’ı oynadığım serüvende yapay zeka robotunu, onu arayacağım son yerde, bir arkadaşımın WhatsApp mesajında buldum.
Kafamda kurmak yerine açık iletişim kurmak istediğim nadir bir günde beni huzursuz eden bir konuda iş arkadaşıma mesaj atmıştım. Açık bir merak ve içten bir anlama çabasıyla sorduğum sorunun ardından bir ChatGPT paragrafı ile karşı karşıya gelmiş halde, baygın bulundum. Telefon ekranına bakarken okuduğum ‘Sadece şu değil, bir yandan da bu’ ‘şimdi asıl odaklanmamız gereken nokta şu’ cümleleri yeni bir dünyanın haritası şu sıralar çiziliyor gibi hissettirdi.
Ne kadar isterdim o an 5 yaşıma dönmeyi ve okuma yazma bilmezken bir şeyleri sallayarak okuyormuş gibi yaptığım günlerden tekrar geçmeyi, o zaman dilimine sıkışmayı ve hiç okuma bilmemeyi... İçimden kopan msn gif’leri, ethernet kabloları ve Motorola W510’ları birer birer yere döküldü. Stop motion bir video gibi bir araya gelerek arka bahçemde ‘İnternetin ilk günlerini özledim’ yazısına büründüler.
‘Seninle bu kadar uzak değildik iş arkadaşım. Hiç böyle olmamıştık da. Sanki sana 7 dk popo antrenmanı yaptığım gün yediğim öğünleri atıp protein oranını hesaplar mısın dedim. Aklından geçen düşünceyi duymak istedim. Seni sadece anlamak istedim.’
Olan oldu galiba.. ChatGPT hayatın tam ortasında durdu, flörtüne atacağın mesaja ve tereyağlı pilavı nasıl yapacağına karar vermekle meşgul. Aslında tüm hayretimi ve korkularımı bir kenara bırakırsak, bu anlaşılır bir şey. Bilim insanları bunu araştırmış. ChatGPT’nin terapötik yetenekleri azımsanmayacak derecede iyi.1Sana bir insanmış gibi yaklaşıyor, duygularını toparlayamadığın anlarda düşüncelerini bir süzgeçten geçiriyor, gece 3’te bile uyanık ve her zaman ulaşabileceğin bir yerde duruyor. Seni tatmin eden cevaplar veriyor ama ‘Lütfen objektif ol, beni kafanda öyle iyi bir yere koyma,’ dediğinde de gayet objektif yaklaşıyor.
Nereden baksan mükemmel biri, ama zaten sorun da burada. O gerçek olan her şeyden, kusurlu davranışlarından, yapabileceğin hatalardan, yanlış bilebileceğin insani şeylerden uzaklaştırıyor. Üstüne üstlük bu kadar iyi cevaplara sahip biri hayatında olduğunda biz kusurlu varlıklara olan yakınlığın da azalıyor. Meseleleri onunla hallediyor, bazen muhatabına bile açmıyorsun.2
Fark etmeden ona daha fazla yaslanmaya, zor konuşmaları önce onunla çözmeye, hatta bazen doğrudan ondan çıkan cümlelerle iletişim kurmaya başlıyorsun. Bir noktadan sonra, neyi gerçekten hissettiğinle neyi iyi ifade ettiğin birbirine karışıyor.
Uzun ve karmaşık maillerini o yazıyor ama sen belki 5 sene önce gözün kapalı yazdığın essaylere şimdi giriş paragrafı bile yazamıyorsun. İlkokul arkadaşlarının ev telefonlarını ezbere bilirken, artık kapı numaralarını bile hatırlayamıyorsun ya, tıpkı onun gibi. Birkaç sene sonra da hislerimizi toparlayıp ifade edemeyen canlılar olacağız, seneler evvel kalbimizi kıranlara 1000 kelimelik mesajlar atarken…
Tüm bu olanların ağırlığında, artık insanları ikiye ayırıyorum: ChatGPT-minded olanlar ve ChatGPT-clear kalanlar. İnsanları ayrıştırmak için genel geçer bi sebep bile gerekmeyen bu günlerde, işte insanlık için yeni bir aralık. Ben hala kötü yazılmış ama gerçek duyguları arıyorum. Biriyle ilgili şeylerin düzenlenmemiş halde ona ait olmasını bekliyorum. Hatayla seçilmiş kelimeleri, duraksamaları ve insanın zamanla kendi kendine süzebileceği veya belki hiç çözemeyeceği karmaşık hisleri görmeyi istiyorum.
🤖Bu hafta AI üzerinde düşündük, yazdık, çizdik… Robot dostlarımızı umuyoruz çok sinirlendirmedik…
👸Haftaya 20’lik ve bencillik kesişmeleri üzerine bir bültenimiz var.
💌Çevrimiçi rakı soframız olan 20’liğin Instagram hesabını buradan takip edebilirsiniz. Artık TikTok’umuz da var, bekleriz.
💬Bu sayımızla ilgili yorumlarınızı, düşüncelerinizi bekliyoruz! Aşağıda buluşalım.
✨ O zaman haftaya aynı saatte (yani PERŞEMBE 21:00 👹) diyelim mi? ✨
Şerefe!
💕 Yasmin 💕
AI in relationship counselling: Evaluating ChatGPT’s therapeutic capabilities in providing relationship advice. Laura M. Vowels a 1, Rachel R.R. Francois-Walcott b 1, Joëlle Darwiche
Should ChatGPT Write Your Breakup Text? Exploring theRole of AI in Relationship Dissolution Yue Fu, Yixin Chen, Zelia Gomes Da Costa Lai and Alexis Hiniker)
















