ANYB #1: Grafik Tasarımcı Öykü Uralgil
İlk bölümümüzde Öykü ile bir evden çalışma günü geçiriyoruz
Selam 20’likler ve 20’lik kalanlar!
Ben arkadaşlarımın ne yaptığını bilmiyorum. Yani evet iş tanımı ya da ‘title’ olarak bir fikrim var tabii ki ama haftada en az 5 gün, günde en az 8 saat günlerini nasıl geçirdiklerini bilmiyorum. Düşünün!!! En derin sırlarımı, en saçma anılarımı, iyimi kötümü bilen bu insanların hayatlarının çok büyük bir kısmı hakkında hiçbir fikrim yok.
Bu konuda yalnız olmadığımı da biliyorum.
O yüzden bir yola koyuldum. Arkadaşlarımın Ne Yaptığını Bilmiyorum başlığı altında her bölümde başka bir arkadaşımla bir iş günü geçiriyorum. Onlar bana günlerini anlatıyorlar, ben onları takip ediyorum. Ve çok şanslıyım çünkü arkadaşlarımın çok farklı meslekleri var. Bu seride müzisyeninden dişçisine, bilgisayar mühendisinden dövmecisine birçok kişi ile günler geçireceğiz.
Bu seri aslında bir video serisi. Beni fazlası ile güldüren ve eğlendiren kurgusunun arkasında da anda.mısın videolarından bildiğiniz Emre Arslan var. İstediğimi benden daha iyi bilen biri. Bu seri kendisinin elinde şekillendi.
Bültende ise iki dakikaya sığmayan detayları sizinle paylaşıyor ve arkadaşlarımı tanıtıyor olacağım. Ya çok eğlenceli olacak. Ben heyecanlıyım çünkü bir süredir bunun üzerine çalışıyor, bir edit dili geliştirmeye çalışıyorduk, sonunda paylaşabildiğim için çok mutluyum.
Peki size soru
Ben arkadaşlarımın ne yaptığını bilmiyorum da, siz biliyor musunuz? Yoksa biliyor sanıyor ama aslında çok da bilmiyor musunuz? Cevaplarınızı bekliyorum. Bu arada tam anlamadığınız meslekleri yazın, arkadaş bulup bir gün geçirelim.
Bu hafta Öykü’yleyiz.
Öykü Uralgil bir grafik tasarımcı ve sanat yönetmeni. Onunla buluştuğumuzda tam zamanlı olarak Levent’te bir ajansta çalışıyor aynı zamanda bolca freelance proje üstleniyordu.
Kendisi ile yollarımız yıllar önce kesişti — ne için asla hatırlamıyorum. Ama iyi ki kesişti çünkü sonrasında beraber çok fazla eğlenceli iş için bir araya geldik. 20’liğin yeni sticker pack’i, Kreşendo’ya hazırladığımız fanzin, ortak arkadaşımız Ceren’in Öykü’ye Issız Adam bağımlılığım nedeni ile yaptırdığı özel poster… Say say bitmez. Bu yeni projenin kimliğini de tabii ki Öykü’nün tasarlamasını ve serinin de onunla başlamasını istedim.
Onunla Kadıköy’de, bir başka tasarım geniusu olan Bertuğ Bilgin’le beraber yaşadığı evinde buluştuk. Young Lions Türkiye 2026 Design kategorisi birincileri olarak haziranda Cannes’da yarışacak ikiliyi seyahatlerinden önce yakaladım ( iyi haber: vizelerini alabildiler).
Vaktimizin yarısı kedileri Nane ve köpekleri Bubu’yu sevmek ve evin her köşesinde bulunan posterleri resimleri, stickerları, plakları inceleyerek geçti. Diğer yarısında da oturdum ve izledim. Öykü’nün bir günü gerçekten nasıl geçiyor…
Öykü’nün bir evden çalışma, bir ofisten çalışma günü var. Videoda izlediğimiz aslında onun daha çok ofiste geçirdiği zamanı gösteriyor.
Başlamadan önce size bir hediyemiz var!
Reflect Studio 20’lik okurları için 19 Mayıs’a kadar özel bir indirim kodu belirledi. Reflect Studio ürünlerinde %20’lik indirimden yararlanmak için RS20LIK kodunu kullanabilirsiniz!
Yasmin: Bir brief geldi, moodboard geldi. Nasıl başlıyorsun?
Öykü: Çalışırken önce hiçbir şekilde ekranımı süslemiyorum, hiçbir renk vermiyorum, ekstra asset eklemiyorum. Yaptığım şeyin bir leke olarak ve form olarak iyi çalıştığına emin olduktan sonra o süsleme aşamasına geçiyorum.
Tasarıma başlarken en çok vaktini alan şey nedir ?
Ben çok tipografi ağırlıklı çalışıyorum o yüzden font seçmek. [O sırada ekranda Adobe Fonts açık, geziniyoruz, 13. sayfadayız]. Özellikle freelance işlerimde tam olarak bunu yaparak o kadar çok vakit geçiriyorum ki… Çünkü bütün karakterini o belirleyecek. Font oturduktan sonra geri kalanı uyarlama oluyor.
Öykü bir online alışveriş bağımlısı ve eğlence için paralı fontları sepetine eklemekten çok zevk alıyor. Onun için bu, ev eşyası ve kıyafet almakla benzer bir tatmin. Kendi fontunu tasarlamış ama daha bitmemiş; çok teknik bir şey ve çok zor çalışması o yüzden onu sadece illustrator dosyası olarak var olmaya devam ediyor.
Peki ajanstaki işlerinde en çok vaktini alan nedir?
Laf anlatmak ve yapay zeka.
Off ofis dedikodusu, en sevdiğim!
Geçen gün şöyle bir şey oldu. Çalışırken yanlışlıkla 1,5 saat boyunca ekranımı kaydetmişim. Sonra geri dönüp izledim hızlandırarak ne yapıyorum diye. İşim yapıyorum ve sürekli birileri bana WhatsApp’tan yazıyor. ‘Bunu ne zaman verebiliriz? Şu anda bakıyor musun? Şu işte ne durumdayız?’ İki dakika işimi yapıyorum, mesajı açıyorum, ‘selamlar şu anda üzerine çalışıyorum, 1 saate teslim edeceğim,’ yazıp kapatıyorum. İki dakika daha çalışıyorum biri bir şey daha yazıyor. “Şu anda ona bakıyorum.” Başka biri yazıyor “şu anda elim dolu ona sonra -” ve şunu farkettim 1,5 saat çalışıyorum ya 30 dakikası çalışıyorum, kalan 1 saati insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorum dolu olduğumla alakalı.
Vallahi çalışıyorum, gerçekten çalışıyorum izin verirseniz bitireceğim!!
İzlerken çok sinirlerim bozuldu. Full laf anlatıyorum, full…
Peki yapay zeka?
Yapay zeka ile çok fazla şey üretmem gerekiyor — markalardan briefleri böyle alıyoruz. Doğru görsel çıktıyı alabilmek için sürekli farklı farklı şeyler yazıyorum. Çok fazla enerji ve su harcayışıma yanıyorum… Gerçekten 8 saat çalışıyorsam 6 saatimi falan alıyor. Çok fena.
Evet maaşlı çalıştığın yerde, özellikle marka direkt yapay zeka istediğini belirtiyorsa, hayır demek zor. Kendi işlerinde yapay zekayla ilişkin nedir?
Ben kendi işlerimde tercih etmemeyi çok seviyorum tabii ki. Bir araç olarak kullanmayı seviyorum, bir fikri görselleştirmek için ilk mockup için kullanmayı seviyorum. AI üzerinden tasarım yaparken harcadığım doğal ve maddi kaynakları — çok pahalı — hiç sevmiyorum.
Yapay zekaya her şeyi yaptırabildiğin bir düzende senin gibi daha yaratıcı işler yapan biri için bir endişen var mı?
Benim endişem yok. Benim yaptığım şeyi yapabileceğini düşünmüyorum. Zanaatın yerini alabileceğini düşünmüyorum. İnsan emeği her zaman zaten kıymetli kalır. Belki daha az kreatif konuları ya da işin teknik kısmını biraz devralabilir. Yapmaktan keyif almayacağımız şeyleri alsın ve işin kreatif kısmını bize bıraksın. Bundan mutluluk duyarım.
Tam zamanlı çalışmanın üzerine kaç tane freelance proje alabiliyorsun normalde?
Yani değişiyor projelerin kapsamına göre. Benim aslında ayırabileceğim vakit genellikle aynı ama mental gücüm çok farklılaşıyor dönem dönem. Çok eş zamanlı çalışamıyorum, hepsini sırayla almam gerekiyor. Gelen projeleri takvimleyip sıralıyorum. ‘Şu an çok doluyum almayayım,’ dediğim çok nadir oluyor.
Çoğu freelance projeni hafta sonu mu, akşamları mı yapıyorsun? Benim senin uyumadığınla ilgili çok büyük endişelerim var.
Çoğunlukla hafta içi akşamları yapıyorum. Yani işi kapattıktan sonra böyle bir-iki saat ara veriyorum, takılıyorum yemek yiyorum, TikTok izliyorum, tekrardan gücümü toplayıp, koltuğa uzanıp akşamları çalışıyorum çünkü hafta sonları da hayatımı yaşayabilmek istiyorum.
Mantıklı bu arada. Hafta içi zorlayayım, sonrası nefes alayım gibi.
Hafta sonu uyuyorum, dinleniyorum.
Freelance işler yaparken evden mi çalışmayı tercih ediyorsun, dışarıdan mı?
Bu salonda olmayı ve buradan çalışmayı çok seviyorum. Muhtemelen yaz geldiğinde tekrardan dışarı çıkacağım. Arkadaşlarımla Yoğurtçu Park çevresinde oturup çalışmayı çok sevdiğimiz yerler var.
Çalışırken birinin sana sürekli yiyecek içecek getirmesi çok iyi oluyor. Şu an ev de keyifli ve evde de birileri bana yiyecek içecek bir şeyler getiriyor [TEŞEKKÜRLER BERTUĞ].
Ve senin arkadaşların da benzer meslek - yani siz hepiniz aslında böyle bir komünsel şekilde –
Evet, çok ağırlıklı grafik tasarımcı ve art direktörüz.
Bu iyi geliyor mu sana?
Seviyorum, paylaşmayı seviyorum. Fikir alacak çok insan var. Halihazırda bir focus grubumuz var. Bir şey yaptığımızda direkt birbirimize atıyoruz sunumları, geri bildirim alıyoruz. Neyse ki böyle iyi anlaşan, birbirini kırmayan ve güzel feedback verebilen insanlarız. O yüzden bence çok faydalı oluyor ve oturup beraber çalışmak çok kafa açıyor.
Hem tam zamanlı ajansta çalışmayı hem de freelance proje almayı seçmenin nedeni finansal mı?
Eski işimde çalışırken daha çok finansaldı diyebilirim çünkü o ekstra gelire ihtiyacım vardı. Şu an [ nazar değmesin diye tahtaya vurduk ] programımı çok fazla freelance işle doldurmadığımda da geçimimi sağlayabiliyorum. Şimdi reklam sektöründe çalıştığımdan, bu sefer de severek grafik tasarımı yapabileceğim ve kreatif tarafta üretken olabileceğim bir alana ihtiyacım var. O yüzden ekstra iş almak istiyorum.
Mesela olmuyor. İlham gelmedi. Ne yapıyorsun? Nasıl kendini o moda sokuyorsun?
Dükkanı kapatıyorum gerçekten, kapatıp gidiyorum.
Kepenkler iniyor.
Çünkü çıkmayınca çıkmadığına inanıyorum. Beyin gücüyle alakalı bir iş olduğu için ve o an o kreatif juiceların flowlamıyorsa [Yasmin’in notu: bu söylem hoşuma gittiği için TDK’yı şok etse bile tutmak istedim] olmuyor. Başka bir şeye bakıyorum sonra temiz bir kafayla tekrardan dönüyorum. Fazla hobisi olan biri olduğum için örüyorum, dikiyorum, evdeki eşyaların yerini değiştiriyorum falan sonra geri gelip oturuyorum. Olmayınca olmuyor.
Grafik tasarım çok zevk meselesi ya.
Evet.
Sence zevki olmayan biri bu mesleği yapabilir mi, ya da öğrenilebilecek bir şey mi?
Grafik tasarımda gidebileceğin birçok farklı yol var. Alanda daha kurumsal ya da sosyal medya odaklı işlere de çok ihtiyaç var. Yani sadece aşırı kreatif işlere değil, istek doğrultusunda doğru yapılan işlere de çok ihtiyaç var. Bu alanda sahip olunması gereken en önemli şeylerden biri zevk. Neyden ilham alabileceğini bilmek ve kürasyonunu yapabilmek. Bireysel zevkim benim projelerimi başka projelerden ayırıyor, evet, ama aynı zamanda bu işte iyi olabilmek için yaptığın her işin kendi bireysel zevkinin birebir yansıtmıyor olması gerekiyor.
Sesin güzel değilse şarkı söyleyemezsin ya, onun gibi bir şeymiş gibi geliyor bazen.
Belki de biraz. Öyle olmasını istemiyorum. Sadece seçilmiş insanlar yapabilir bunu gibi bir şey yok.
Ya da gözünün olması gerekiyor, hayata farklı bakıyor olman gerekiyor.
Evet ama o da geliştirilebilir bir şey aslında. Sadece geliştirmek için o çabayı sarf etmek gerekiyor ve birden olmuyor. Bu işle çok fazla vakit geçirmen ve algının açık olması gerekiyor.
Tasarım yaparken ne içiyorsun genelde?
Kola.
Gerçekten mi?
Evet ben her an kola içebilirim, kola içmeyi çok seviyorum. Kola bağımlısıyım.
Kola light? Normal? Zero?
Normalde light ama şu sıralar aldığım tüm light kolaların tadı bir garip oluyor neden bilmiyorum. Light sanırım çok popüler olmadığı için biraz fazla mı beklemiş oluyor, tarihi mi geçiyor bilmiyorum o yüzden şimdi zero. Ve teneke. Teneke light hala güzel. Teneke kola içmeyi çok seviyorum.
Ben cam şişeciyim. Bu arada light kola seven ilk kreatif sektördeki arkadaşım değilsin. Bu bir şey olabilir mi?
Böyle bir ortak noktamız mı var kreatif işler yapan insanlar olarak?
Light kola sevdiğini duyduğum herkes ya sosyal medya editörü, grafik tasarımcı ya da böyle görsel insanlar. Başkasından asla duymadım light kola anlamıyorum niye…
[Öykü ‘bak bu da hoşuma gidiyor,’ diyerek bana bir tasarım gösteriyor ve benim gereksiz light kola teorimi duymamazlıktan geliyor.]
Evden çalışırken dinlediğin playlist?
O güne nasıl uyandıysam ona göre bir daily mix. Şu sıralar en çok dinlediğim:
Kahveni nasıl alırsın?
Yulaf sütlü latte.
Ofis üniforman?
Baaya bol kesim bir kumaş pantolon, beyaz tişört ve pantolonla kontrast nötr renk crewneck sweatshirt….
Çalışırkenki hyper-fixation snack?
Çalışırken snackleme alışkanlığım hiç yok!!!
Seni iyi bir ofis arkadaşı yapan özelliğin?
Ofis arkadaşlarıma sordum ve açık iletişimli, hızlı ve çözüm odaklı olduğumu söylediler <3
Seni kötü bir ofis arkadaşı yapan özelliğin?
Bunu da ofis arkadaşlarıma sordum ve ‘yeterince ofise gelmemen,’ dediler…
💻 Evet! Artık Öykü’nün bir gününün nasıl geçtiğini biraz daha iyi anlıyorum. Yani biri sorsa bence anlatabilirim. Arkadaşlarımın Ne Yaptığını Bilmiyorum’un ilk bölümünün sonuna geldik, buraya kadar okuduysanız, ne mutlu!
Öykü’nün bölümünü izlemediyseniz buradan izleyebilirsiniz! Beğenirseniz, yorum atarsanız çok seviniriz! 🥹
Sizin ne yaptığını bilmediğiniz arkadaşınız var mı? Bizimle email adresimiz üzerinden paylaşabilirsiniz ( 20likbulten@gmail.com) kim bilir belki onlarla da bir gün geçiririz!
Bir sonraki ANYB konuğumuz bir müzisyen. Adı da Filan Kaykay gibi bir şey… Bölüm 26’sı, bülten ise 28’i çıkıyor. Kaçırmamak için hem Substackimize abone olmayı, hem de Instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın!
O zaman, haftaya normal 20’lik programımızla devam ediyoruz. Görüşürüüz!
Öptm <3
Yasmin


















Öykü ‘bak bu da hoşuma gidiyor,’ diyerek bana bir tasarım gösteriyor ve benim gereksiz light kola teorimi duymamazlıktan geliyor.] klasik öykü ve ignorelama seansı… o an sadece kafasındakini anlatmak zorunda
müthiş içerik 🧡