ANYB #2: Müzisyen Dilan Balkay
Dilan Balkay ( ya da Dilay Birkan mı demeliyiz?) ile bir konser günü geçiriyoruz.
Selam 20’likler ve 20’lik kalanlar!
Ben arkadaşlarımın ne yaptığını bilmiyorum. Bilmiyorum ama öğrenmekten çok ama çok zevk alıyorum. Onların sıkıcı ve gündelik bulduğu şeyleri beraber yapmayı çok seviyor, ‘iş’ hayatlarındaki insanlarla iletişimlerini gözlemlemeyi çok komik buluyorum.
Bu ANYB bültenini hazırlamadan önceki gece rüyamda Dilan’ı gördüm. Ben, o ve Bartu Küçükçağlayan oturuyorduk. Bartu, Dilan’a ‘sakuraları görmeye gidiyor muyuz?’ diye soruyor, Dilan da ‘yeaaah’ diye cevap veriyordu. ‘Ben de gelirim,’ diyerek lafa atlıyor, bir de üzerine o soruyu soruyordum: ‘Büyükdere’deki mi yoksa Japonya’daki sakuralar mı?’
Bartu, ‘Büyükdere,’ diyordu. Biz de topluca ‘yeaaah’ diyorduk.
Rüya yorumlarını alalım. Bu bayram Instagramım Japonya’ya gidenlerin hikayeleri ile dolu, oradan mı etkilendim? Kim bilir.
Evet bu hafta Dilan’layız.
Dilan yakın zamanda arkadaşım olan ve arkadaşım olduğuna çok ama çok mutlu olduğum bir insan. Yetenek bombası, duygusal ve komik biri. Yumuşacık bir sesi, bana yumruk atan bir kedisi var. Dolu Kadehi Ters Tut gibi birçok gruba ve Can Ozan gibi müzisyene trompet ve geri vokalde eşlik eden, Kuyu (2021) ve Tavşan Uykusu ( 2025) albümleri ile söz yazarlığını gözler önüne sermiş biri.
Arada ona farklı isimlerle hitap eden mesajlar almasıyla dalga geçtiğimiz ( Dilay Barkan), her buluşmamızdan sonra ‘bu sayılmaz,’ demeye başladığımız Dilan ile arkadaşlığımız çevrim içi ( yani birbirimize Instagram üzerinden laf atarak) başladı. Onu ilk Bova’da, sonra Bozcaada Caz Festivali’nde Berke Köymen & the Timebenders’ın parçası olarak izledim. Bu bölümü çektiğimiz gün ise Blind’da kendi konseri vardı. İlk defa solo performansını izleme şansını yakalamış oldum. Ve video’da görürsünüz ama gerçekten çok ama çok iyiydi.
O zaman lafı çok uzatmadan Dilan’ın bir konser günü nasıl geçiyormuş bakalım mı? Bakalım.
Yeaaaaaaah
Dilan’la eczanede buluşuyoruz, biraz hasta ama konsere kadar halledeceğinden hepimiz eminiz. Onunla ilk defa yüz yüze tam olarak tanışıyorum, biraz komik ve tuhafız ama o duvarı hızlıca yıkıyoruz — bence.
Dilan’ın evi müzik, kablolar, postlerler, tavşanlar ve bazı ‘fandom’ itemleri ile dolu. Harry Potter’ı seviyor, JK Rowling’i sevmiyor. Hepimiz gibi. Kendine zencefilli güzel bir çay hazırlıyor ve çıkarken alması gereken şeyleri unutmadığına emin oluyor.
Bu sırada aktif olarak onu almaya gelecek arabanın nerede olduğunu takip ediyor. Dilan’ın bir konser günü her şeyi kontrol etmeye çalışması ve ekibinin ona ‘geç sen otur,’ demesiyle geçiyormuş. Çok rahat durabilen biri olmuyormuş Dilan konser günlerinde. Gergin kelimesi birkaç kere ortaya atılıyor.
Böyle günlerinin özeti de şu: uyanıyor, duş alıyor, bir önceki geceden eşyaları hazırlamış oluyor ama bir kere daha kontrol ediyor, çok yemek yememeye çalışıyor, alana gidiliyor, sound check alınıyor, sahne alacağı arkadaşları ile takılıyor, sahneden önce küçük bir viski içiyor, sahnede içmiyor. Sonra konser, rahatlama ve after…
Dolu Kadehi Ters Tut’la çıktığı konserlerin akışı tabii daha farklı oluyor çünkü orada orkestranın bir parçası. Burada her şey onun için ve onun kontrolünde. Daha çok sorumluluk var.
Dilan’la arabanının gelmesini bekliyoruz. Bu bekleme anının normalliği bana çok komik geliyor. Sonuçta akşam Blind’da onu izlemeye gelen yüzlerce insanın olduğu sold-out bir konseri var. Anormal bir şey yani.
Konser gününün en sevdiğin kısmı ne peki?
Konser.
Biraz anksiyetik oluyorsun ama?
Konserin kendisini çok seviyorum. Oraya kadar hiç iyi değil. Gereksiz gerginlik ve geçmeyen zaman... Konserin kendisi süper bir şey.
Sonrası?
Konserin sonrası da güzel. İyi geçtiyse, konser sonrası da çok tatlı oluyor. Bugün ekstra sosyal bir konser sonrası olacak ( editörün notu: herkes beraber Tutta’ya gitti. Arkadaşları set çaldı). Tabii ben ne halde olurum bilmiyorum ama ( yine editörün notu: gayet iyi bir haldeydi ve PARTİLEDİ).
Tutta’da olacak after, hiç gittin mi?
Yok. Ben gitmem ya. Eğlenmek için kalkıp karşıya geçmek… I’m too old for this sh*t.
Sen karşının taksisisin.
Evet.
Ama tabii konser oralarda olunca… Blind’da. Gidilir.
Aynen öyle.
Peki konser sonrası hep bir şey yapılır mı? Yaşlandığını söyledin ama…
Evet, hep. O taraflardaysa ( Beyoğlu) Corner’a falan gideriz. Kadıköy’e dönüp Punch’ta mançta takılırız. Hep bir şey olur. Bir böyle vibe’layasımız oluyor.
Bugün takılma skalasında neredesin?
Öff bugün çok takılmak istiyorum. İçeyim, eğleneyim. Ama (burnunu çekiyor) hayatın başka planları varmış demek…
Belki açılırsın?
Belki açılırım.
Bu konser neden takılma skalasını artırıyor?
Bayadır konser yapmadım. En son aralıkta yapmıştım. Konuklar beni çok heyecanlandırıyor. İnanamıyorum Bartu’nun sahneye çıkacağını. Çok fazla arkadaşım gelecek bugün, onun da bir ‘şeyi’ var. Bir de bugüne dair iyi bir enerji vardı üzerimde hasta olana kadar. Bugün bir şey olacak gibi hissediyordum. Böyle şeyler. Bakalım.
Bugün bir de konser çekilecek.
Aaa?
O çok kötü abi, hastayım, çeksek ne olur çekmesek ne olur… ( Editörün notu: Dilan çok iyi duyuluyordu).
⋆˙⟡ ⋆.˚ Dilan ekip arkadaşlarının lokasyonuna bakıyor ⋆˙⟡ ⋆.˚ ⊹₊⟡
Daha 20 dakika var gelmelerine, geç kalacağız her şeye ve her şey sarkacak demek oluyor bu…
Ters trafiğe giriyoruz, 16.00’ya yetişiriz.
O ne demek?
Yani karşıya geçerken çok trafik olmaz.
He tamam - ama off ya.
Ekip hep aynı ekip (Emirhan Özer, Atakan Kotiloğlu, Berke Köymen, Yüce Akın) Yüce yeni katılmış. Dilan bundan çok mutlu. İnanılmaz şeyler kattığını düşünüyor ve Yüce’nin çok ‘safe hissettirdiğini’ söyledi.
Altyapı kullanıyoruz, hayalim bir sürü şey olsun, her şey canlı, ensemble hisli olsun. Ama tabii öyle bir şey mümkün değil.
Neden?
Hem bir sürü insanın sahneye çıkabileceği bir set-up kurabilecek mekan çok az. Hem de ekonomik olarak yapılabilir bir şey değil şu anki sistemin içinde. Öyle değil mi? (Kedi’ye soruyor).
Kedi: Miyavv [agresif]
Sakın bak! Ben biliyorum o göz kırpmayı, gel.
Anladım. Canlı müzik. Keyif.
Evet böyle her şeyin cayır cayır olduğu. Umarım ya.
Konser gününün ne kadarı ekip arkadaşlarınla mesajlaşarak geçiyor?
Bir ‘günaydııın konser günü,’ mesajı oluyor. Sonra da konser alanında çay, kahve, goy goy. Ekstrem bir durum yoksa birlikte takılıyoruz. Şanslıysak after’larda da birlikte oluyoruz.
Teknik olarak ekibin senin ‘iş arkadaşların’ ya. Her şeyini bilirler mi?
Bu insanlar benim arkadaşlarım gerçekten. Yani çaldık, gittik diye bir şey yok. Her biriyle ayrı iletişimim var ve zaten birlikte çalmaya başlamadan önce de vardı. Öbür türlüsü tuhaf olur gibi geliyor. Çok vakit geçiriyorsun birlikte, iyi anlaşıyor olmak her şeyi kolaylaştırır.
Buradan sonra Dilan’la su tüketimi ve çiş yapmak üzerine konuştuk, buranın detaylarını bilmenize gerek yok bence. Dilan neredeyse hiç su içmiyormuş.
Şimdi bana kalırsa aşırı havalı bir mesleğin var. Düşünsene şu an arabanın gelmesini bekliyoruz ve senin akşam konserin var. Sen de havalı hissediyor musun?
İşimin bu olması çok hoşuma gidiyor. Çok sevdiğim bir şeyi yapıyorum. Bir müzisyen olarak geçinebiliyorum, süper bir olay bu. Sevdiğim insanlarla, sevdiğim müziği, istediğim gibi yapıyorum. Ve bu bir iş yani, insanlar geliyor, bir şeyler paylaşıyoruz. Çok şanslı hissediyorum böyle düşündüğümde — Aaa 3-4 dakikaya geliyoruz diyor. ‘İşler değişti,’ diye mesaj geldi.
Bu mesajla birlikte son kontroller yapılıyor ve çantalar kapıya yığılıyor. İlaçlarını trompetini, gitarını, bilgisayarını, kıyafetlerini alıyor. Çakmağını kontrol ediyor ve cebine atıyor. Televizyon kapanıyor, kapılar kontrol edildiyor. Akşam soğuk olur diye üzerine kalın bir ceket alıyor ( deri çeketini giymek istiyordu ama videoda gördüğünüz tüylüyü giydi).
Vakit, o vakit!
Ay çok heyecanlıyımmm! Perşembe akşamı saat 22.00’de konser başlangıcı biraz garip.
O niye öyle?
Ya bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum.
Perşembe cool insanların cumasıdır.
Öyle mi. Bu iyi bir haber. Anahtarım nerede? Cebimdeymiş.
Konsere kadar olan sürede Dilan iki kıyafet arasında herkesin oyunu alarak bir seçim yapıyor. Diğer kıyafeti Ankara konserinde giymeye karar veriyor. Kulis’te pizza yeniyor, goygoy yapılıyor, o gün sahnede konuk olarak şarkı söyleyecek Bartu Küçükçağlayan ve Kutay Soyocak ile hasbihal ediliyor. Dilan poposundan bir iğne yiyor. Ama tabii bunları videoda görürsünüz.
Ben konseri arkadaşlarımla, seyircinin arasında izledim. Tüm gün bu an içindi. Ve bu an, gerçekten çok güzeldi.
Bu ara en çok dinlediğin şarkı?
Security - Amy and The Sniffers
Kahveni nasıl alırsın?
Düz.
“Ofis” prova / stüdyo üniforman?
Kot pantolon + hoodie.
Şarkı yazarken hyper-fixation snack?
Snack huyum yok hiç.
Keşke ben yazsaydım dediğin şarkı?
Can Güngör - Genetik
Seni iyi bir turne arkadaşı yapan özelliğin?
Kendi işime bakmam.
Seni kötü bir turne arkadaşı yapan özelliğin?
Tur arabasında kulaklıkla bi şeyler izlerken sık sık sesli tepkiler vermem.
Hangover cure’ın nedir?
Eskiden maalesef triple cheeseburgerdi ama şimdilerde muz + soda + c vitamini + çok su.
Bir dinleyiciden aldığın en tatlı hediye?
Tavşan Uykusu konserlerinde çeşit çeşit muazzam tavşanlar aldım, keçeden, seramikten falandan. Hepsi salonumda.
🎺 Evet! Dilan’ın en azından bir konser gününün nasıl geçtiğini daha iyi anlıyorum. Yani biri sorsa bence anlatabilirim. Arkadaşlarımın Ne Yaptığını Bilmiyorum’un ikinci bölümünün sonuna geldik, buraya kadar okuduysanız, ne mutlu!
Dilan’ın bölümünü izlemediyseniz buradan izleyebilirsiniz! Emre yine harikalar yarattı, onu da buradan öpüyoruz. Beğenirseniz, yorum atarsanız çok seviniriz! 🥹
Sizin ne yaptığını bilmediğiniz arkadaşınız var mı? Bizimle email adresimiz üzerinden paylaşabilirsiniz ( 20likbulten@gmail.com) kim bilir belki onlarla da bir gün geçiririz!
Bir sonraki ANYB konuğumuz sizce kim? Birkaç ipucu: 💉🎨✨ Kaçırmamak için hem Substackimize abone olmayı, hem de Instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın!
O zaman, haftaya normal 20’lik programımızla devam ediyoruz. Görüşürüüz!
Öptm <3
⋆˚꩜。Yasmin⋆˚꩜。























