ANYB #3: Dövmeci Mislina Göksel Namuk
Mislina Göksel ile dövme dolu bir gün geçiriyoruz
Selam 20’likler ve 20’lik kalanlar,
Nabersiniz? Ben arkadaşlarımın ne yaptığını bilmiyorum. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp diyerek de peşlerine takılmama izin veren arkadaşlarımla bir iş günü geçiriyorum. Bu sefer de Mislina’nın güzel mi güzel stüdyosunda renkli mi renkli bir gün geçirdim. ‘Lütfen bana da dövme yaaaap’ dememe ramak kalmıştı ama bir süre dövme yaptırmama kararı verdim. Mislina’nın stüdyosunda bu kuralı ne kadar kırmak istemiş olsam da kendimi tuttum ve çözümü suni deriye dövme yapmakta buldum — anlatacağım.
Evet bu hafta Mislina ile beraberiz.
Bu bülteni yazmam çok uzun sürdü. Gerçekten. Kendi kendime bir teslim tarihi vermiş olsam da, o tarih gelip çatınca şaşırdım. Neydi sorun? Mislina’yı tam olduğu gibi temsil etme isteğim mi? Dolu dolu geçirdiğim bir günü özetleyememe sorunu mu? Yoksa sıcaklaşan günlerden kaynaklı bir ağırlaşma mıydı benimki? Sanırım hepsinden biraz.
Mislina ile nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum ama tanıştığımıza çok memnun olduğumu biliyorum.
O zaman başlayalım mı?
Mislina ile İstanbul’un en güzel günlerinden birinde buluşuyoruz. Hava sıcak ama baymıyor, güneşli ama yakmıyor. Keyfimiz yerinde. Eşi Yankı ile minik bir doğa kaçamağından döndüğü için 11-12 sularında stüdyosuna geliyorum. Çok enerjik. Doğada vakit geçirmenin etkilerinden bir tanesi bu. Bu arada ben ne zaman Mislina’yı görsem ( ki onu aşırı yoğun pop-uplarda dövme yaparken de gördüm) çok enerjik. Huyu bu. Sizi iyi hissettiriyor, güneş gibi pillerinizi dolduruyor.
Stüdyonun hareketli olduğu bir güne denk geliyorum. Stüdyosunu paylaştığı dövme sanatçılarından birinin uzun bir randevusu var, tooth gem yapan bir diğer sanatçının da pırıl pırıl diş taşlarıyla buluşturacağı müşterileri var. Mislina’nın ise günü dolu; iki dövme randevusu, bir öngörüşmesi ve dövme yapmayı öğrettiği iki öğrencisiyle geçecek bir günü var.
Sabah erkenden Kırklareli’nden çıkıp, Beşiktaş’taki stüdyosuna gelmesi gerekmeyen günlerde Mislina, “sekiz, sekiz buçuk, dokuz,” gibi kalkmayı seviyor. Sevgili eşi Yankı onlara sağlıklı bir kahvaltı hazırlarken (kendisi sporcu) Mislina o günün son revizelerine bakıyor ve randevuları teyit ediyor. Sonra da hoppaaa stüdyonun yolunu tutuyor. Erken gelip etrafı kontrol ederek başlıyor günü. O gün müşterisi gelecek sanatçılar stüdyoya damlamaya başlayınca da sohbet ediyorlar; kim nasıl bir dövme yapacak, hangileri için daha çok heyecanlılar, vs.
Sonra müşteriler gelmeye başlıyor. Onlarla süreci konuşuyor, onayları alıyor, dövmelerini yapıyor ve fotoğraflıyor. Mislina’nın dövme yaptığı kişilere yaklaşımında en sevdiğim şey, onları rahatlatmaya ve tanımaya gösterdiği özen. Hep ilk önce iğneyi derilerine dokunduruyor. Böylece iki taraf da sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda daha net bir bilgiye sahip oluyor.
“Müşterilerle sohbet etmeyi, onları rahatlatmayı ve tanımayı çok seviyorum. Sıkılıyorum dövme yaparken konuşmazsam. İnsan tanımak çok keyifli bir şey ve şanslıyım çünkü benim müşterilerim çok tatlı oluyor," dedi.
Konuşmak Mislina için önemli çünkü sonuçta dövme yapmak aşırı samimi bir olay. Kimi zaman bir dövmenin yapılışı saatler sürüyor.
“Çok yakınsın ve dokunuyorsun. ‘Acıyor mu? İyi misin?’ diye sorular sormak kişiyi rahatlıyor. Kimi zaman özellerini açıyor insanlar. Bu çok kıymetli bir şey. Zaten sonrasında arkadaşım oluyor dövme yaptıklarım,” dedi.
Yani dövmeci olmak da barmen olmak gibi, insanların duygularına çok yakın olduğun, iç dünyalarına açılan kapıyı araladığın bir iş. Mislina ile konuşana kadar böyle düşünmemiştim…
Dövmeler arası oturup mola vermesinin ideal olduğunu ama bunu asla yapmadığını söylüyor. Daha boş diyebileceği vakitlerde diğer sanatçıların ne yaptığına bakıyor ya da kapıya çıkıp komşuyla, esnafla konuşuyormuş. Kapıya çıkmayı çok seviyor. Tam bir komşuculuk kadın.
Tabii aynı zamanda öğrencileri ile ilgileniyor. Hızlandırılmış olarak verdiği bir eğitim var. Bu tamamen talep üzerine oluşmuş bir program. Bu eğitimde 1 ayın sonunda öğrenciler minimal dövme yapabiliyor, ekipmanları ve stüdyo düzenini öğreniyorlar.
Benim geldiğim gün, iki öğrencisi ile yaptıkları tasarımlar üzerinden geçmiş, dövme kurulumları ile ilgili minik bir sözlü yapmış ve ardından suni deri üzerinde yazı ve motif çalışmaları için yönlendirmişti. VE ARKADAŞLAR suni deriye dövme yapmak ÇOK ZOR. İğneyi tutmak ayrı zor, suni deriye laf anlatmak ayrı zor. İnanılmaz bir sabır işi olduğunu gerçekten deneyerek anladım ve dövme yapan arkadaşlarıma duyduğum hayranlık bir kademe daha arttı.
Günün tüm dövmeleri bitince, en son her şeyi kontrol ediyor ve dükkanı kapatıyormuş. Evcimen biri olduğu için çoğu zaman iş çıkışı Mislina’yı evinde bulabilirsiniz. Yankı’yla akşam yemeği yiyip günlerinin nasıl geçtiğini konuşuyorlarmış. Akşamın ilerleyen saatlerinde junk journal’ına yeni sticklerları varsa onları yapıştırıyor, yazıyor, bir şeyler izliyor, sonra da “iyi geceler...”
Bu bölümün videosuna Yankı Bey’i çok ekleyemediğimiz için burada birkaç şey yazmak istedim. Yankı, Mislina’nın dengeye ihtiyaç duyduğu bir anda karşısına çıkmış.
“Çok sağlıklı biri. Her eve bir Yankı lazım. Çok iyi bir insan, normal bir insan. Mantıklı biri. Dengeli biri. Mesela…” diyerek Yankı’nın bir yorumunu paylaşmaya başlıyor Mislina.
“Bir müşterim var, ona çok dövme yaptım ve bana her geldiğinde birkaç dövme yaptırıyor. Yine bir gün, 4-5 dövme var, onları vücudunun boş yerlerine oturtuyoruz. Son dövmeyi konuşurken ‘merak etme ben onu bir yere sokuştururum, hallederim,’ dedim. Biz anlaştık, dövmeleri yaptık. Herkes memnun. Akşam bunu Yankı’ya anlattığımda tepkisi çok farklı oldu. ‘Aşkım,’ dedi. ‘Bu anlattığın şeyi hiç normal bulmadım.’ Neden diye sordum. ‘Çünkü dövme yapıyorsun. Bu önemli bir karar, sen ise bir yere sıkıştırırım demişsin.’ O an anladım yaptığım şeyin kıymetinin zaman içinde benim için ne kadar değiştiğini. Ama değişmemeli.”
Dövme yaptırmak önemli bir karar, dövme yapmak da çok kalıcı bir şey. Bunun ciddiyetinin bir hatırlatıcısı olmuş Mislina’ya.
Bu ciddiyet ve dövmeye önem temasını stüdyosunu yönetiş şeklinde de görebiliyoruz. Yıllar boyunca başka stüdyolarda deneyim kazandıktan sonra, kendi alanını oluştururken istediği disiplini ama yaratıcı özgürlüğü ve arkadaş ortamını korumaya çalıştığını gözlemliyorum Mislina’nın. Kendine ait bir mekanın olması ona daha özgün ve özgür hissettiriyormuş ancak kesinlikle çok daha fazla çalıştığını sölüyor. Sonuçta kendi giderlerinin ötesinde döndürmesi gereken bir stüdyo var. Bu nedenle peynir-ekmek dövmesi olarak adlandırılan dövmeleri de her zaman, hakkını vererek yapıyor.
Peynir-ekmek dövme tabirini ilk defa duyduysanız, merak etmeyin yalnız değilsiniz. Ben de ilk defa duydum. Bu dövmeler daha sık yapılan minimal ya da yazılı dövmeler oluyor. “Yani burası bir bakkalsa, en çok satan şeyler olarak düşünebilirsin. Bizim peynir ekmeğimiz.”
Bazı dövme sanatçıları bu dövmeleri yapmak istemese de Mislina bunu doğru bulmuyor. Her dövmeye gereken önemi vermek ve en iyi şekilde yapmak istiyor. Minimal ya da daha çok tercih edildiği için kabul etmemenin “saçma” olduğunu düşünüyor.
Uzun bir günün ardından Mislina’nın stüdyosundan çıkıyorum. Yokuş aşağı inip kendimi sahilde buluyorum. Hava o kadar güzel ki yürümeye başlıyorum ve Mislina’ya yaptırmak isteyebileceğim bir sonraki dövmemin hayalini kuruyorum…
Bu ara en çok dinlediğin şarkı?
Novo Amor- Ontario
Kahveni nasıl alırsın?
Kahve hiç içmem illa biri dersen bol sütlü bir şey olurdu.
Stüdyo üniforman?
Barista önlüğü bulmuştum yıllardır onu kullanıyorum ahaha.
Stüdyodayken yediğin tipik bir öğle yemeği?
Çiğ sebze soyup yemeye bayılıyorum.
Keşke ben yapsaydım dediğin dövme?
Dotwork işleri seviyorum epeyce.
Seni iyi bir stüdyo arkadaşı yapan özelliğin?
Her şeyi konuşarak çözebileceğime inanmak.
Seni kötü bir stüdyo arkadaşı yapan özelliğin?
İşkoliklik ve kusursuz işleyiş istemek.
Bir müşteriden aldığın en tatlı hediye?
Çocuk kitapları.
🎨 Mislina’yla bir stüdyo günü geçirdik! Bana dövme yapmayı öğretmeye çalıştı ama pek olmadı gibi… Arkadaşlarımın Ne Yaptığını Bilmiyorum’un üçüncü bölümünün sonuna geldik, buraya kadar okuduysanız, ne mutlu!
Mislina’nın bölümünü izlemediyseniz buradan izleyebilirsiniz! Emre yine harikalar yarattı, onu da buradan öpüyoruz. Beğenirseniz, yorum atarsanız çok seviniriz! 🥹
Sizin ne yaptığını bilmediğiniz arkadaşınız var mı? Bizimle email adresimiz üzerinden paylaşabilirsiniz ( 20likbulten@gmail.com) kim bilir belki onlarla da bir gün geçiririz!
Bir sonraki ANYB konuğumuz sizce kim? Birkaç ipucu: 📰 📹📚. Kaçırmamak için hem Substackimize abone olmayı, hem de Instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın!
O zaman, perşembe normal 20’lik programımızla devam ediyoruz. Görüşürüüz!
Öptm <3
⋆˚꩜。Yasmin⋆˚꩜。
















