Nabersiniz 20’likler ve 20’lik kalanlar?
Ben arkadaşlarımın ne yaptığını bilmiyorum. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp diyerek de peşlerine takılmama izin veren arkadaşlarımla bir iş günü geçiriyorum. Ya ben neden böyle oldum bilmiyorum, bazı işler var çok çok çok gözümde büyüyor. Özellikle bir teslim tarihi yoksa, vakitlice yapmam zor. Hele bir de hava sıcaksa… İmkansıza yakın. Bu bülteni yazmak onların arasında değildi çünkü Alp ile ilgili ne yazacağımı en başından beri biliyordum. Ama bu aralar yazma ‘ilhamı’ gelmeden bilgisayar başına geçip tıktıktık klavyeme parmaklarımı dokunduramadığım için süreç biraz UZADI.

Olsun, buradayız ve meslektaşım Alp Akiş’in bir gününü sizlere anlatmak için heyecanlıyım.
Alp gazeteci, yazar ve araştırmacı. Stanford, Oxford ve Koç gibi okulları CV’sinde görebilirsiniz. Onu Aposto’nun ‘explainer’ videolarının yüzü olarak tanımış olabilirsiniz ama habercilik kariyerine girişmeden önce 2 senelik bir aşçılık geçmişi de var. Şu an gazeteciliğin yanısıra arkadaşı İlknaz Lauren Bektaş ile kurduğu #SSSHH Book Club için buluşmalar ve etkinlikler organize ediyor.
Şimdi, doğruya doğru, ben bu bölüm öncesinde Alp’in bir gazeteci olarak gününün nasıl geçebileceğine dair bir fikre sahiptim. Ama askerden taze dönmüş ve kitap kulübü olan biri olarak beklentilerimin dışında olaylar da yaşandı.
O zaman başlayalım mı?

Alp’le çektiğimiz bölüm, diğer bölümlere kıyasla farklı başlıyor. Tüm günü onunla geçirmektense, iş gününün sonunda onunla buluşuyorum. Bu da demek oluyor ki, iş günü boyunca olanları vloglamanın getirdiği sorumluluk hissinin ve minik utancın hepsi Alp’te. Ben? Keyif. Tabii aslında çok güzel şeyler kaçırıyorum; Alp’in ‘Ah be İstanbul, ne güzelsin,’ dedirtecek ev-iş arası vapur yolculuğunu mesela…
Arnavutköy’den Karaköy’e vapura binerek başlıyor ofis yolculuğu. Vapurda kimi zaman insanları izliyor, kimi zaman bilgisayarını açıp çalışmaya başlıyor. Sonra füniküler, turistlerin arasından süzülerek yürüdüğü bir 5 dakika ve ofiste. Günleri yazmak, toplantılar ve stüdyo çekimleri ile geçiyor.
Alp yakın zamanda askerden döndüğü için saçları yeni yeni uzuyor. Askerden dönen herkesin anılarını dinlemeyi çok severim. Bedelli askerlik süresince bile çok farklı insanla tanışıp, saçma sapan anılar biriktirmeyen yok. Ama Alp’in anılarına pek gelemedik çünkü akşamüstü buluştuğumuzda #SSSHH Book Club’ın üçüncü buluşması için son dakika halledilecekler listemizde şunlar vardı:
Eylül’ün üst katında gerçekleşecek etkinliğin resmi kokteyli için greyfurt ya da portakal almak.
Kitabın okunacak sayfalarının çıktısını almak.
Etkinlik alanı son kontrolü yapmak.
Masalara mumları koymak.
Yoğun bir iş günün ardından bunun koşuşturmasını yapan Alp’i alkışlamak dışında bir şey yapamadım ve hızlı adımlarla Bebek’teki manavın ve açık olmasını umduğumuz copy centerın yolunu tuttuk (not. açık değildi, başka yerde bastırdık).
O sırada telefonu çaldı. Cebinden Iphone çıkarmasını beklerken MPIA tuşlu cep telefonu çıktı. Hani şarjı 7 gün bitmiyor, o denli tuşlu ve ‘old school’ bir telefon. Yıllardır Motorola Razr’a geçmenin hayalini kuran biri olan ben, bunu görünce şaşırdım. Benim hayalimi bir başkası gerçekleştirmişti, her saniye ulaşılabilir olmayı bırakmış, her bilgiye anında ulaşamamayı kabullenmiş ve her boş kaldığında Instagram’a girmeyi refleks olmaktan çıkarmış biri vardı karşımda. İlham verici.
Alp sadece WiFi olan yerlerde Iphone’una bakıyormuş. Arada benden hotspot açmamı rica edip, bazı şeylere baktı tabii — yani tamamen kopabilmiş değil ( evet bakın o da yapamamış tam!) ama askerden beri 5G ile kendisi arasına biraz mesafe koymuş.

Etkinlik öncesi listesindeki başlıkların üzerini bir bir çizdikten sonra Eylül’ün yolunu tuttuk. Alp ve İlknaz gelenlerle sohbet etmeye, metinleri dağıtmaya ve minik minik içkilerini yudumlamaya başladılar. İkisinin, kitap kulubüne gelenlerle rahat iletişimi hoşuma gitti çünkü tam da olması gerektiği gibiydi.
İnsanlara düşüncelerini ve yorumlarını paylaşma güvenini veriyorlardı. Tabii sonrası size olduğu kadar bana da bir gizem çünkü inanılmaz kötü bir migren atağı geçirerek ortamdan ayrılmak durumunda kaldım.

Ama Alp’in dediğine göre etkinlik çok güzel geçmiş. Tabii bence siz onun sözüne güvenmeyin, bir sonraki SSSHH etkinliğine gidin, kendi fikrinizi oluşturun.
Alp’in detaylı gününü izlemek ve VLOG yeteneğini görmek için sizi videomuza alalım.

Bu ara en çok dinlediğin şarkı?
I Don’t Know When, I Don’t Know How - Asaf Avidan
Kahveni nasıl alırsın?
Espresso.
İş üniforman?
Pantolon ve gömlek. Yazın: Keten pantolon ve keten gömlek.
İşteyken yediğin tipik bir öğle yemeği?
Postane’de ayran aşı çorbası ve meze tabağı.
Keşke ben yazsaydım dediğin bir yazı/ yapsaydım dediğin bir röportaj?
Nobody has a personality anymore - Freya India
Seni iyi bir iş arkadaşı yapan özelliğin?
“Sana da kahve yapayım mı?”
Seni kötü bir iş arkadaşı yapan özelliğin?
İşi çok ciddiye alıyorum. İş haricinde daha iyi bir arkadaşım.
Bir okurdan aldığın en güzel/ilginç yorum?
Otobüste merhaba diyen bir arkadaş: “Abi ben senin sesini fotoşop sanıyordum.”

📚 Eveet bu hafta Alp’le vakit geçirdik… Arkadaşlarımın Ne Yaptığını Bilmiyorum’un dördüncü bölümünün sonuna geldik, buraya kadar okuduysanız, ne mutlu!
Alp’in bölümünü izlemediyseniz buradan izleyebilirsiniz! Emre yine harikalar yarattı, onu da buradan öpüyoruz. Beğenirseniz, yorum atarsanız çok seviniriz! 🥹
Sizin ne yaptığını bilmediğiniz arkadaşınız var mı? Bizimle email adresimiz üzerinden paylaşabilirsiniz ( 20likbulten@gmail.com) kim bilir belki onlarla da bir gün geçiririz!
Bir sonraki ANYB konuğumuz sizce kim? Birkaç ipucu: 📰 📹📚. Kaçırmamak için hem Substackimize abone olmayı, hem de Instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın!
O zaman, perşembe normal 20’lik programımızla devam ediyoruz. Görüşürüüz!
Öptm <3
⋆˚꩜。Yasmin⋆˚꩜。










