Bu diziyi birlikte izleyelim: Birlikte On Yılbaşı
MUBI işbirliğiyle 20’liğe yakışan bir dizi izliyoruz.
Sevgili 20’likler ve 20’lik kalanlar,
Nasılsınız? Haftanız nasıl geçiyor? Bende durumlar her zamanki gibi karışık — ama keyfim gayet yerinde. Pazartesi yeni bir işe* başladım, oryantasyon haftasındayım. Hayalimdeki mesleklerden biriydi, uzun bir mülakat sürecinin ( yaklaşık 3 ay) ardından başardım!! Oley. Tabii, insan iş verenini, üç ay boyunca o işi yapmaya uygun olduğunu kanıtlamayla geçirmek için kendisine fazlasıyla güven pompalıyor. Attık oltayı, tuttuk balığı, e şimdi ne yapacağız?
İşe girdiğimi öğrendikten sonra — ki almamışım gibi kandırıp sonrasında bu güzel haberi verdiler mizahşör oldukları için — aşırı sevindim, sonra da uzun bir süre duvara baktım. Tamamen farklı bir sektörde, çok da deneyimli olmadığım bir konuda, inanılmaz bir iş. Başladı mı benim kendimi sorgulamalar… Başladı ama sonra durdurdum kendimi. Arkadaşlarıma söylediğim o cümleyi hatırlattım kendime:
Seni aldılar çünkü SANA inanıyorlar, şu ana kadar yaptıklarından öğrendiklerini, biriktirdiklerini, düşünme şeklini, yaratıcılığını sevdiler. Yaparsın sen, ağlama.
Sonra gözlerimi duvardan yavaşça kaydırıp ekranıma kondurdum. Uykum yoktu ( düşünmekten), saat sabah 1:30’du (hem gündüz hem gece insanı olmak böyle bir şey), elimin hizasında da sıcacık ıhlamurum vardı ( karanfilli). Vakit o vakitti. Dizi izleme vakti.
Arama çubuğuna
m
u
b
i
yazdım demek isterdim ama daha çıkmamış Birlikte On Yılbaşı adlı dizinin ilk dört bölümünü gizlice başka bir yerden izledim (korsan değil, MUBI yolladı).
Birlikte On Yılbaşı, Ana ve Óscar’ın on yılbaşını ele alan bir dizi. Dizi 30’larına girmeleri ile başlıyor ve her sene 31 Aralık - 1 Ocak arasında geçiyor. Yeni yıl partileri değişiyor, ilişkileri derinleşiyor ve ikisi de her bölümde bir yaş daha alıyorlar. Çok detaya burada girmiyorum, devamı aşağıda.
Sabah 4:00’de kafamı yastığıma koyduğumda ise aklımda sadece bu bülteni yazmak için ne kadar heyecanlı olduğum ve sizinle bu diziyi hemen paylaşmak istediğim vardı.
Ama tabii çoğu yazan kişinin de başına sıkça geldiği gibi… YAZAMADIM.
Bir süre yazamadım sevgili 20’likler.
Çok fazla düşüncemi yansıtan bu diziyi nasıl anlatmaya başlayabilirdim ki… Hem de daha sadece ilk yarısını bilerek… Sonunu bilmeden nasıl yazabilirdim?!? Nasıl gönül rahatlığı ile analizler yapıp sonradan hatalı olma riskini alabilirdim… Biraz daha duvara baktım. Sonra düşündüm, ‘ya zaten hayat bu değil mi?’ Hayat zaten sonunu bilmeden başlamak, olabildiğince anlamaya çalışmak ve çoğu zaman asla anlamamış olduğunu fark edip kendine gülmek değil mi? Ne kadar safmışım, ne kadar bilinçsizmişim, ne kadar çocuksu davranmışım diyerek yeniden denemek değil mi? E öyle. O zaman tamam. Başlayalım.
Bu hafta nelerimiz var?
Bu hafta MUBI ile işbirliğimizin ilk bülteni ile karşınızdayız. Birlikte On Yılbaşı, MUBI’nin platforma getirdiği üçüncü dizi ve 2026 yılında da filmlerin yanısıra farklı diziler gelmeye devam edecek.
20’lik Bülten’e çok yakışacak bu diziyi 3 farklı bültende ele alacağız. Bugün konsepti anlatıyor ve dizinin ilk iki bölümü üzerine yazıyorum.
Uzun bir süredir bölümleri her hafta yayınlanan bir diziyi takip etmemiştim. Sizinle izlemek ve deneyimlemek için heyecanlıyım.
Güzel okumalar ve iyi seyirler,
Yasmin 💙
*fark ettiyseniz, nasıl bir işe girdiğimi söylemedim. Bu duyuruyu ilk Linkedin’ime saklıyorum. Birazcık geçsin, sonra duyururum. Zaten bir çok yerde söyledim ama yazılı daha yapmadım.
Bu Diziyi Birlikte İzleyelim Ne Demek?
Düşündüğünüz şey aslında…
Ceren’le konuşurken ( kendisi MUBI’nin Marketing and Social Coordinator’ı olur) çıkışını beraber beklediğimiz haftalık dizi deneyimine hasret duyduğumu paylaştım. Dijital platformlarda çıkan yeni dizilerin bölümlerini, Avrupa Yakası’nı bekler gibi heyecanla bekleyip sonrasında arkadaşlarla konuşmuyorum. Konuşamıyorum.
Beraber yapacağımız bu işbirliğinde de, bu hissi tekrar yaşamak istiyordum. Ne de olsa 20’lik kolektif hislerin ve paylaşımların yeriydi. Ceren de bana bölümlerin ( ilk iki bölüm dışında) her hafta, tek tek, çıkacağını söyledi. Ollley. Bu da ne demek oluyor?
Sevgili 20’likler biz bu diziyi beraber izliyoruz!
Diziyi üç bültene böldük. Bugün ilk iki bölüm üzerine yazdık. 8 ocak, 3-7. bölümlerle ilgili bir bültenimiz olacak. 29 ocak günü ise beklenen final ve tüm dizinin bizde yarattığı etki üzerine bir paket hazırlayacağız.
Bu süreçte Instagram hesabımızın kanalında aktif olacağız, Substack üzerinden dizi goygoyu yapacağız. Yani bu diziyi beraber izleyeceğiz.
O zaman şu önümüzdeki birkaç hafta çarşamba ve perşembe günleri beraberiz. Çarşamba diziyi izlemek için, perşembe de bülteni okumak için. Bu kolektif deneyim için heyecanlıyım, sizlerle analizler yapmak için heyecanlıyım. Ve diziyi seversiniz/sevmezsiniz, bilemem, ama çok şey hissedeceğinizi düşünüyorum.
20’liklere 30 Gün MUBI Üyeliği Hediye!
Arkadaşlarınıza da atabilirsiniz <3
Tabii öyle kuru kuru ‘hadi beraber izleyelim,’ demek olmaz. Bu diziyi beraber deneyimleyebilmemiz için MUBI, 20’likle anlaşması süresince 20’lik okurlarına 30 gün MUBI hediye ediyor. Hem diziyi, hem MUBI’yi denemek isteyenleri buraya alalım.
Nedir Bu Birlikte On Yılbaşı?
Diziyi kısaca anlatalım…
Birlikle On Yılbaşı, Ana ve Óscar etrafında dönüyor. Óscar yılın son doğan bebeklerinden biri, Ana ise yılın ilk bebeklerinden biri. Tanıştıklarında ikisinin de 30 yaşına bastığını görüyoruz. Yıl, 2015. Ana, gazetecilik mezunu, hayatta ne yapmak istediğini arıyor ve bir barda çalışıyor. Uzaklaşmak istiyor ve Vancouver’a taşınma hayalleri var. Ev arkadaşı ile yaşıyor. Partilemeyi seven, sosyal, cesur gibi görünen, iyi biri.


Óscar, Ana’ya kıyasla bazı şeyleri daha çok “oturtmuş” biri. Tırnak kullanıyorum çünkü kağıt üzerinde oturtmuş olduğunu gösteren birkaç başlık olsa da, kaotik biri. Tanıştığımızda doktor stajyeri, tek başına yaşıyor. 31 aralık gecesi Ana’nın çalıştığı barda eski sevgilisi Vera ile tartışıyorlar. Mutsuz gözleri ve güven problemi olan biri Óscar.
20’lik için ideal bir dizi olmasının da nedeni çok belli; her alınan yaş ile ne kadar çok şeyin değiştiğini, farklı konulardaki farkındalıkların nasıl arttığını, gençken içinin en derinlerine gömdüklerinin büyüdükçe bir anda nasıl fırtlayabildiğini gösteriyor. Ve en temelinde 30’larına yeni giren iki kişinin hayatta neyi, nasıl, kimle, nerede yapmak istediklerini keşfetme süreçlerini ele alıyor. 10 yıllık bir dönem. 20’lik olmaktan çok da farklı değiller. Hatta neredeyse aynılar. İkisi de kendini bulmaya çalışıyor, çocuk yapan ya da evlenen arkadaşları ile iletişim kuruyor ve onları seven ama arada geren aileleri ile yüzleşiyorlar. Tam 20’likler yani.
Dizinin ilk ve son bölümü arasında Oscar ve Ana’nın hayatlarında gerçekleşecek değişimleri ve değişmeyenleri çok merak ediyorum. 10 sene ne getirir? 1 sene ne getirir? Küçük sandığımız bir şey nasıl patlak verir? Önemli sandığımız kimler gider, figüran sandığımız kimler her şeyimiz olur?
Aynı zamanda karakterlerin ruhsal değişimlerinin yanı sıra görünümlerini nasıl değiştirecekler, o 10 senede gerçekleşen fiziksel değişimi nasıl ele alacaklar onu da merak ediyorum.
Beraber izleyip göreceğiz.
İlk İki Bölümde Dikkatimi Çekenler ve Kısaca Ne Oldu?
Bölüm 1 - 2015
Evet. Birinci bölümde maalesef ilk Vera’yı görüyoruz. İlk gördüğüm an kendisini gözüm tutmadı ve ana karakter olacak diye cidden endişelendim. Neyse ki değildi! Oscar’la mutsuz ve Vera’ya kızgınken tanışıyoruz — bu memnuniyetsizlik ikinci bölümde de kendini gösteriyor.
Yeni yıla girecekleri bir kulüpteler. Oscar partilemeye gelmiş, Ana ise barın arkasında çalışıyor. Onun da arkadaşları onunla beraber olmak için gelmişler. Ama bir çatışma ve uyumsuzluk var. Ana arkadaşlarının yanında kendisini iyi hissetmiyor. Hepsi 30’larında farklı kariyerler ve yollar izlerken, Ana’yı rahatsız eden bir şey olduğunu görüyoruz. Kulüpten sonra lokal bir restoranda Ana ve iş arkadaşları bir partiye geçiyor. Mutsuz gözleriyle Oscar ( artık onun adı bu) da burada. İkisi farklı uçlardalar. Ana’nın arkadaşları ona doğum günü için kocaman turuncu bir bavul alıyor çünkü onun bu şehri — hatta ülkeyi terk etmek istediğini biliyorlar. Ana çok da içten olmayan bir teşekkürle onları birkaç dakika sonra satmaya hazırlanıyor.
Başka bir partiye gideceğini, isterlerse ona katılabileceklerini söylüyor. Ama gelmiyorlar. Ana çıkarken bizim Mutsuz Göz’e bir içki ısmarlıyor, bizimki bundan hoşlanıyor. Bir sonraki partide beraber zaman geçiriyorlar. Oscar’ın 31 Aralık gecesi, Ana’nın da 1 Ocak günü doğduğu ortaya çıkıyor. Herkesin kafası çok iyi, herkes mutlu, herkes yeni kapattıkları yıla bir not veriyor. İkilimiz ‘C’ veriyor — ne iyi, ne kötü. Nötr.
Tüm gece eğlendikten sonra, güneş doğuyor, herkes uykuya dalıyor, Oscar ve Ana da balkonda şehri izleyerek konuşuyorlar. Ana gazetecilik mezunu ve Vancouver’a taşınmak istiyor, Oscar doktor olma yolunda ilerliyor. Arkadaşları Luis, Valencia’ya döneceği için herkese bay bay derken, Ana bir anda Oscar’a Valencia’da öğle yemeği yemek isteyip istemeyeceğini soruyor. Tabii diyerek yola çıkıyorlar. Ama Luis’in partneri Tere kızgın. Luis’e tripli ve büyük ihtimalle de gayet haklı. Sinir ve hışımla araba kullanırken neredeyse kaza yapıyor, bizimkiler de Valencia’ya gidemiyorlar. Onun yerine her birbirinden hoşlanan ve tüm geceyi fısır fısır konuşup flörtleşen iki 20’liğin yapacağı gibi, beraber eve gidiyorlar. Nacho Vegas dinliyor ve sevişiyorlar.
Bu sevişme sahnesi çok güzel çünkü Oscar ve Ana arasındaki aşinalığı, rahatlığı ve sevgiyi anında hissediyorsunuz. Güzel bir vakit geçirdikten sonra Ana, nisanda Kanada vizesi aldığını ama hala biletini satın alamadığını söylüyor. Minik bir varoluşsal kriz geçiriyor ve gözleri doluyor. Oscar’da açıyor bilgisayarını, ona 16 marta bilet aldırıyor. Sonra ilk sahnede tanıştığımız gıcık (kişisel yorum) Vera arıyor ve arkadaşının bıçaklandığını ve hastanede olduğunu söylüyor.
Oscar ve Ana aynı anda binadan çıkıyorlar. Ana turuncu bavulu ile bir tarafa, Oscar da diğer tarafa gidiyor ve bölümümüz bitiyor.
Bölüm 2 - 2016
Bir sonraki senedeyiz. Ana ve Oscar yeni yılda yapılan 12 üzüm geleneği için üzüm sayıyorlar. Gıcık Vera da arada üzümlerden çalıyor. Bu sene yeni yıla, ilk bölümde delice partileyen ve Oscar’ın yakın arkadaşı olan Guille ve eşinin aile evinde giriyoruz. Guille’in çocuğu doğmuş, Ana Oscar’ın arkadaşlarına kendisini çok sevdirmiş, harika bir grup olmuşlar. Ama beklenenin tersine Vera ve Oscar beraber, Ana’nın da o gün herkesle tanıştırdığı bir sevgilisi var.
Vera bölümün ilk yarısı Oscar’ı yumuşatmaya ve ilgisini çekmeye çalışıyor ama Oscar baya gergin. Vera’nın onu rahatsız ettiği çok belli. Ayrılıyorlar. Vera herkesle vedalaşıp evden gidiyor. Herkesin aklındaki soru, Ana Kanada’ya gidiyor mu? Hayır. Anlaşılan iyi bir iş teklifi aldığı için gitmiyor. Tam ne iş yaptığı söylenmiyor ama Oscar’ın şair babasına bilet ayarladığını öğreniyoruz.
Bu bölümde bir soru oyunu oynuyorlar. Herkes çeşitli aktiviteleri masanın etrafında oturanlardan kimle yapacağını paylaşıyor. Siz de yapın diye buradan da yazıyorum, tam arkadaşlarla yemekte sormalık.
Kime yaşlanınca bakardın?
Kiminle bir iş başlatırdın?
Kimle 6-aylık bir seyahate çıkardın ( backpacking)
Ölsen çocuklarını kime bırakırdın?
Zombilerin dünyayı ele geçirmeye başladığı bir durumda, yanında kim olsun isterdin?
Kimle suç işlerdin?
Kimle partilerdin?
Cevaplarınızı merak ediyorum!
Yeni tanıştığımız bir senaryoda spontane bir şekilde bir arkadaşımızın arabasına atlayıp başka bir şehirde öğle yemeğine giderken, arkadaşımız arabayı aşırı çılgın bir şekilde kullandığı için kemerimi bağlamaya çalışır mıydın?
Beni solucan olsam sever miydin sorusunun ardından bunu soruyorum…


Küçük sevgi ve düşünce göstergeleri… Sanırım benim namıdiğer love language-im bu. Koca hediyeler, abartılı ilan-ı aşkların sevdalısı olmamışımdır. İçten bir kart, düşünceli bir hareket beni çoğu zaman en çok büyüleyen davranış olmuştur. Çünkü karşımdaki kişinin dikkat ettiğini, benimle ilgili notlar aldığını, bana gerçekten değer verdiğini göstermiştir.
Birlikte On Yılbaşı’nın ilk bölümünde Ana ve Oscar’ı Tere adlı arkadaşlarının arabasında hayatları için savaşırken buluyoruz. Tüm gece partiledikten sonra spontane bir şekilde Valencia’da öğle yemeği yemek istedikleri için arkadaşlarının arabalarına atlıyorlar. Tere, partneri Luis’e çok kızgın. Birkaç nedenden dolayı; spesifik bir kızın olduğu bir partide bulunduğu için, Tere’ye haber vermediği için, bu kızla yazıştığı için, Tere’yi bırakıp gece geç saatlere kadar partilediği için ve en temelinde Tere’nin nasıl hissedeceğini düşünmeden, onunla çok iletişim kurmadan yeni yıla girdiği için.
Bu kızgınlık, Tere’nin araba kullanışına yansıyor ve aşırı hız yaparak giderken arabanın arka koltuğunda Oscar’ı ve Ana’yı izliyoruz. Bu bölümde benim en tatlı bulduğum anlardan biri, tüm bu curcuna olurken Oscar’ın, Ana’ya ısrarla kemer takmaya çalışmasıydı.
“Kemerini tak, her ihtimale karşı,” diyen Oscar haklı çıkıyor çünkü Tere neredeyse turuncu bir arabaya güm diye giriyor.
Bu sahnedeki davranışı o kadar samimi ve değerli bir detay olarak aldım ki benim gözümde Ana ve Oscar’ın ilişkisini sağlamlaştırdı. Yönetmenin böyle bir detay eklemesi, diziyi izleyiş şeklimi değiştirdi. Bu ikili birbirine önem veriyor, birbirini düşünüyor. Zaten bu sahneden sonra Ana’nın partide Oscar’a tortilla götürdüğünü de hatırladım. Karşılıklı birbirlerinin hayatını nasıl daha güzelleştirebilirler, bunu düşünüyorlar — bunu çok doğal ve gündelik bir şekilde yapıyorlar.
İkilinin Valencia planı tabii suya düşüyor. Ama bazı şeylerin aslında ne kadar basit olduğunu tekrar hatırlıyorum. Birine sevildiğini hissettirmek aslında o kadar kolay ki. Yıllar önce popüler olan bir videoya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bir kadın yere düşürdüğü şeyi almak için eğilirken, başkasıyla derin bir sohbette olan kocası, düşünmeden elini masanın kenarına koyuyor ki, eşi kafasını çarpmasın. Aradığım şey işte tam olarak bu. Mış-gibi yapmadan sevmek de sanırım bu.
Doğru ilişkideysen ‘kolay’ olmalı denir ya. Bazı insanlar bunu kavgasız, tartışmasız, pürüzsüz olarak yorumlar. Bu beklentinin ne kadar hatalı ve gerçeklikten uzak olduğunu romantik ya da değil, ilişkisi olan herkes söyleyebilir bence. Oradaki ‘kolaylık’ iki kişinin birbiri için yaptıklarından geliyor bence. Bu gece ortasında susadığını bildiğin için sevgilinin komodinine bir bardak su koymak da olabilir, ütü yapmaktan nefret ettiğini bildiğin için ütüyü yapmak da…
Kolaylık, o kişi için yapacağın herhangi bir şeyin sana kolay gelmesinden gelen bir söylem. İlişkinin pürüzsüz olacağı anlamına gelmiyor. Kavga etmek de gerekli.
Ama doğru ilişkide barışmak da kolay oluyor.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Ve sen sevgili X kişisi;
Spontane bir şekilde bir arkadaşımızın arabasına atlayıp başka bir şehirde öğle yemeğine giderken, arkadaşımız arabayı aşırı çılgın bir şekilde kullandığı için kemerimi bağlamaya çalışır mıydın?
💙 Bu hafta MUBI işbirliğimizi duyurduk ve Birlikte On Yılbaşı’nın ilk iki bölümünü izledik!
✍️ Haftaya konumuz listeler… Severiz.
✨20’liğin Instagram hesabını buradan takip edebilirsiniz.
💌 O zaman haftaya _benzer_ bir saatte görüşmek üzere diyelim mi? ✨
Şerefe!
Yasmin















Yaşasınn üyelik için teşekkürler, diziyi izlemeye başladımm :)