Finale (10) Kala
Mubi işbirliğimiz devam ediyor ve biz bu dizinin finalini merakla bekliyoruz.
Selam 20’likler,
Nasılsınız? Benim keyfim inanılmaz yerinde. Şükür! Pek yerimde duramadığım bir dönemden geçiyorum. Bir buradayım, sonra hop, bir burada. Komiktir ki insan hareket halinde olmanın onları her şeyden uzaklaştıracağını sanar ama yolda olmak… Yolda olmak durmadan size bir şeyleri düşündürür. Ve bu şeyler çoğu zaman geride bıraktıklarınızla ilgilidir. En tuhaf zamanlarda, en beklemediğiniz anlarda belirirler; bir vaha gibi şaşırtıcı da olabilirler, uçsuz bucaksızlığıyla bir çöl gibi belirsiz de…
Dünyanın en uzak ucunda bir koku, size evinizdeki koltuğun kokusunu hatırlatabilir mesela. Ya da tamamen farklı baharatlarla yapılmış bir öğün, anneannenizin size yaptığı bir tabak ( ve sonra bir tabak daha) yemek gibi içinizi ısıtabilir. Tuhaftır. Yokken varlardır, neredeyse hiç yanınızdan uzaklaşmamış gibi.
Buna benzer hisleri son bir buçuk aydır çok ama çok deneyimledim. İş için tam 40 gündür Jamaica’daydım ve bu upuzak adada hem ailemden, hem arkadaşlarımdan, hem kültürümden, hem de eski anılarımdan o kadar çok parça buldum ki şaşırdım. Mesela uzun saatler bir köyden diğerine giderken kafamı camdan çıkarıp yanımdan hızla süzülen yeşilleri ve aralıklarından çıkan maviyi izlerken Bodrum yollarında bangır bangır Yaşar dinlediğimiz yaz günlerini hatırladım. Ekiple her öğlen yediğimiz körili nohut ve fasulyeli pilav yemeği, bizim nohut pilavımızı andırmaya başladı. Falan filan, çok var da şimdi uzatmayayım.
Sabah 4.30’da kalkıp 21.00’de yatağa girdiğim bu süreçte kimi zaman küçük çılgınlıklar yapıp Birlikte On Yılbaşı’nın çıkan bölümlerini izledim. Dizinin ilk üç bölümünü evimdeki yeşil koltuğun üzerinde izlemiştim. Şimdi ise yaklaşık 9951 KM uzaktaki bir şehirde otel yatağının içinde aynı diziyi aynı hislerle izliyordum.
Bu arada, bilmiyorum söyledim mi ama MUBI ekibi bana dizinin tüm bölümlerini çok önceden attı. Hepsini izledim — final dışında. Finali gerçekten sizlerle beraber izlemek istedim ve inanın kitabın son sayfasını kitabı bitirmeden önce okuyan biri olarak bu finali bekletmek benim için çok ama çok zor oldu.
Final haftaya çıkıyor, bu da demek oluyor ki daha başlamadıysanız bu yazıyı okumayı burada durdurun, hemen MUBI’ye gidin ve diziye başlayın. 1 haftanız var, finali beraber izliyoruz! 👇👇👇
20’liklere 30 Gün MUBI Üyeliği Hediye!
Arkadaşlarınıza da atabilirsiniz <3
Bu diziyi (ve finali) beraber deneyimleyebilmemiz için MUBİ, 20’likle anlaşması süresince 20’lik okurlarına 30 - gün Mubiyi hediye ediyor. Hem diziyi, hem MUBİ’yi denemek isteyenleri buraya alalım. Hadi hadi başlamayanlar da başlasın, finali gerçekten beraber izleyelim.
Bu hafta nelerimiz var?
Son Ana ve Oscar’lı bültenimizden beri neler oldu = yeni bir şey deniyoruz.
Mubi Letterboxd – VE benim hafta sonu müzik maratonum.
Yokken bile konuştuklarımız üzerine.
İlk bültenimizde iki bölümün kısa bir özetini yapmıştım. Bu sefer farklı bir şey denemek istedim. Ben diziyi izlerken telefonuma notlar alıyorum. Bunlar güzel edebi cümlelerdense, arkadaşımla konuşurmuş gibi yazdığım mesajlar... Ve doğrusu bunun çok daha gerçekçi ve doğru bir özet oluşturduğunu düşündüm. O yüzden sizinle her bölüme tepkilerimi paylaşıyorum. Bu format hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda bekliyorum.
3.bölüm - Evden çıkmak istememek ama maalesef çıkmak zorunda kalmakla ilgili
Benim bir takıntım var, birine hediye alırken, o kişiye ekstra efor çıkınca aşırı tadım kaçıyor… Ana bu kayakları alacağım diye herkesin işini zorlaştırdın bence…
Neyse ya her sıkıntıyla, tatsız olayla, beraber çok iyi baş ediyorlar. Gerçek ilişki budur arkadaş.
4.bölüm - Ana iş buluyor, Oscar’ın güven problemlerini biraz daha deşiyoruz, aileler akşam yemeğe geliyor
Ailecek masa etrafında oturup güzel yemekler eşliğinde aşırı güzel sohbetler - favorim!
Tabii annelerden çocuklara laf geçirmeler var…
Oscarın güven problemi felaket, ebeveynler sağolsun. Boşanıp, iki yıl boşandıklarını saklamaları Oscar’dan ( hem de çocukken) çıl-gın-lık!
Ana, durmadan gideceğim diyorsun ama bir türlü gitmiyorsun farkında mısın?
5.Bölüm - Guten Tag
2.5 senedir çıkıyorlar rahatlık, ilişkinin başlangıcına özlem ve biraz rutinleşmiş bir ilişki var sanki. Ama iletişim yine de çok iyi
Şaka dizinin onuncu dakikasında iyi olmadığını görüyoruz. Minik atışmalar ve farklılaşan davranışlar var.
İnsanı tatilde tanırsın derler…
Ana evet bencil olabiliyor ama tuhaf bir şekilde Oscar da bencil gözükmeden bencil… Ana daha bireysel biri aslında bencildense.
Hava AŞIRI soğuk gözüküyor — çok alakalı değil ama içim dondu.
Kulüpte Oscar beynini yedi, her şeyi bir anda değersizleştirmeye çok okey… erkek…
6.bölüm - Maske vakti
Pandemi ile ilgili şeyler izlemek tuhaf geliyor, tarihsel ağırlığı çok ama yani o kadar yakın tarih ki…
Dikiş sahnesini izleyemedim pek yalan yok — Bu dizi her hissi fazla hissettiriyor bana.
Oscar’ı başka insanlarla görmek çok zor. O kadar uzaylı gibi ki, orada ama değil. İnanılmaz yabancı her ortama.
Oscar’ın Ana’ya mesaj atması ve Ana’nın geri attığı mesajın kuruluk lol…
Sokakta tanıştığı, gözü burnu kanayan çocuğa da ilk güvenmiyor ( haklı gibi) ama sonra doktorluğu ağır basıyor. Bir araba yolculuğu boyunca süren arkadaşlıkları başlıyor.
Ana yok ama Ana ile gittiği yolu gittiği için ilk defa biraz daha huzurlu görüyoruz Oscar’ı.
“I’m driving you because of her…” dediğinde gözler doldu. Ana’nın ona kattığı güzel şeyleri ilk defa dile döktüğünü duyuyorum.
Oscar’ın melankoli çok ya…
7.Bölüm - BONJOUR
Ana LYON’a taşınmış.
Kayıplar olmuş.
Bizimkiler hala ayrı.
Ailesi ziyarete gelmiş, üç kız kardeş takılıyorlar, annelerini evden çıkarmaya çalışıyorlar.
Yağan yağmur ve annesiyle Ana’nın o yağmura yakalanması bir patlama ve rahatlamayı temsil etti bende, arınmasal…
Ana’nın sevgilisinin mükemmellik şaka mı? Fransız bey Manu, çok tatlısınız.
Ana’ya o kekleri düşürdüğü için bağıran teyzeye kıl oldum. Tarkan - Kıl oldum
Manu’nun eforu ve sempatikliği hemen kalbimi çaldı. Ki bu ilginç çünkü normalde ‘anısı var’ diyerek eski ilişkilere tutunuyorum dizi ve filmlerde ( ve gerçek hayatta oops).
8.bölüm - O beklenmedik karşılaşma
ANA’NIN ÇOCUĞUNUN OLMASI VE O KAFEDEKİ KONUŞMALAR HALİS MİDİR??
Oscar bir sal şu kızı ya… Direkt laf geçirme iki saniye kahve içecektik boğazımıza dizdin yemin ediyorum.
Ana restoran açacak, gel memlekete dön. Manu seni destekler ben gözlerinden anladım onu sen merak etme.
Bu karşılaşma bir kapı açacak — ne kadar kötü geçmiş olsa bile.
9.bölüm - Yine bindik o arabaya
Guille sonunda uyuşturucu problemiyle ilgili rehabilitasyon merkezinde.
Çok üzülüyorum bu çocuğa ya aşırı kayıp…
Oscar da bu çocuğun yükünü üstüne almış, arkadaşı alacak tabii ama ona da zor.
Kendine ses kayıtları atıyor dönüş yolunda ve Ana da bir şeyler söylüyor. Oscar’ın Ana’ya “I really like you” demesi de ses kaydında ... Gecenin sonunda bu kaydı baştan sona dinlemezse adım Yasmin değil!!
Bir an yaşanıyor — yaşanır tabii eski sevgililik ama Ana Manu’yu seviyor. SEVİLMEYECEK GİBİ DEĞİL Kİ.
Oscar’la bir bağ, kopamayan bir şey var. Ama olacak iş de değil işte sadece sevgi yetmiyor. Aşk ilişkinin yapı taşlarından SADECE biri.
AY FİNAL BÖLÜMDE NE OLACAK?!?!
Pazar akşamı İstanbul’da kar yağarken ben kendimi müzik belgesellerine verdim. Başka hiçbir şey ilgimi çekmedi. Çayımı koydum, uzandım koltuğa ve iki ikonik belgeseli art arda izledim: İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek ve Aşk, Mark ve Ölüm. Evet, bu seneye kadar izlememiş olmam ayıp, ve evet çok çok çok iyi iki belgeseldi. Letterboxd hesabım olsa direkt bu ikisini koyar, yorumlarımı yazardım. Benim yok ama Mubi Türkiye’nin artık var.
22 listeleri arasında benim şu an öncelikle film maratonu yapmak istediğim liste “HAHAHA!” Absürt komedilerden de, politik taşlamalardan da hoşlanırım. Seveceğimi düşünüyorum. Listeleri karıştırırsanız söyleyin, film/dizi önerilerinizi bekliyorum.
Yokken bile konuştuklarımız üzerine
7.bölümün krizleri ve sohbetleri…
Artık hayatınızda olmayan biri ile hayali sohbetler ettiğiniz oluyor mu? Evetse, en çok ne gibi durumlarda? Ben bir kişi ile sadece onun da inanılmaz zevk alacağını bildiğim aktiviteler/yemekler/partiler sonrasında ‘konuşuyorum.’ Ona anlatıyorum, tepkilerini tahmin ediyorum. En iyi döneminde bana verdiği tavsiyeleri farklı kombinasyonlarla birleştirerek soru işaretlerimi kimi zaman ona danışıyorum. Kafamın içinde gerçekleştirdiğim bu sohbetler tuhaf belki, ama yalnız değilim.
Ana, Lyon’da yaşadığı dönemde ( 7.bölüm) stresli bir gün geçiriyor. Hamile olduğunu düşünüyor, bir pasta siparişini yerinde asla durmayan bir müşteriye yetiştirmeye çalışıyor, annesi ve kız kardeşleriyle zaman geçirmek istiyor derken taşıdığı pastaları tam cadaloz müşterisine teslim edecekken yere düşürüyor. Bu kırılma noktasında yere düşenleri toplarken bir anda Oscar beliriyor. Hayal ama gerçek. Onunla yürüyor, tüm kafasından geçenleri konuşuyor Ana. Geçmişten, onu çok iyi tanıyan, birçok şekilde onunla bağ kurmuş bir dost. Nefes.
Ana ve Oscar’ın ilişkisinin şekillenişinde, Ana’nın yaşadığı bu hayali konuşmanın yerini sorguladım. Bu kişiye duyulan ve aksiyona geçilmesi gereken bir özlem miydi? Yoksa başka bir şey miydi?
Ne olursa olsun yaşadıklarımız bizle kalıyor. Hayatımıza giren-çıkan ve bu süreç boyunca önemli bir yer tutan herkesle bir bağ kuruyoruz. İnsan gitse de o bağ kalıyor — bazen ne kadar kesmek istesek de ( bknz. Ariana Grande, We Can’t Be Friends). Bu bağ da bizim düşünmemize yardımcı oluyor çünkü beyin, düşünmek için tanıdık sesleri kullanabiliyor. Soyut fikirlerin beden bulduğu bu kişiler, şu an ne kadar yabancı olsa da, bir zamanlar bizi tanıyorlardı — ve bu beynimizdeki sesleri anlamlandırmak için yeterli bir referans.
Yani ne ben, ne Ana, ne de belki siz ( ama sizin için konuşamam — doğrusu Ana için de konuşamam) gerçekten o kişiyle konuşmak istediğiniz için konuşmuyorsunuz (belki de). O kişinin kar küresinde koruduğunuz versiyonu ile sizi düşünmeye itecek, yaptığınızı onaylayacak, yol gösterecek bir sohbet etmek istiyorsunuz. Küçükken birçok çocuğun hayali arkadaşı olurdu ya. Bu normal bir şeydi. Belki büyüdükçe hayatımıza o kadar çok arkadaş girip çıkıyor ki, ‘hayali arkadaş’ karakterini sıfırdan yaratmamıza gerek kalmıyor.
Biz de tüm sorgulamalarımızda, kırılma anlarımızda, krizlerimizde, mutluluklarımızda bu kişileri yanımızda taşıyoruz. Umalım ki beynimizde oda tutan arkadaşlarımız bizi düşürmeye değil, parlatmaya odaklansın.
💙 Bu hafta Birlikte On Yılbaşını izlemeye devam ettik. Son bölüm haftaya!
✍️ Haftaya konumuz 2026’lar, 2016’lar ve 2006’lar… Sar kaseti, çalsın!
✨20’liğin Instagram hesabını buradan takip edebilirsiniz.
💌 O zaman haftaya _benzer_ bir saatte görüşmek üzere diyelim mi? ✨
Şerefe!
Yasmin










🌸💞💞
Dahası lazım bu yazıların!! 💘💘💘 playgroundla collab de efso yalnız 🥵 godblesssss