Uykunuz Kaçıyor mu?
Yoksa hala başınıza gelene kadar umurunuzda olmamaya devam mı edecek?
Aylar önce anda.mısın için bir video çekmiştim. Orada deneyimlediğim birkaç tatsız olaydan bahsetmiştim. Konular (maalesef şaşırmayacaksınız) beni rızam olmadan asansörde elleyen biri ve gece barda arkadaşlarımla beni rahatsız eden erkeklerle ilgiliydi. Sesimi nasıl o an çıkaramadığımdan ve bununla ilgili kendime duyduğum kızgınlık ve hayal kırıklığını dile getirmeye çalışmıştım.
Bu video ile ilgili çok fazla DM aldım. Birçok kadın o an yaşadığım donukluğu ne kadar iyi anladığını, cümlelerimi bitirmeden tam olarak ne söyleyeceğimi tahmin edebildiklerini yazdılar. Bazı kadınlar ise bana önerilerle geldi; tek değilsen bağır, kalabalık bir yerdeysen sesini çıkarmaktan korkma diyerek sessiz kaldıkça bunun daha da normalleştirildiği ile ilgili hatırlatmalarda bulundular. Bazı erkekler de DM’lerimde ‘e bir şey söylesene,’ dedi. Destek olmaya çalıştıklarını anlasam da, bunları duymak ne iyi geldi, ne de anlaşılmış hissettirdi. ‘Çıkartabilsem çıkarırdım herhalde dostum,’ demek istedim. ‘Siz arkadaşlarınıza mı çeki düzen verseniz?’
Çünkü evet. Sessiz kaldıkça bu normal olmaya devam ediyor. Bir şeyi yaparken yakalanmadıkça, onu yapmaya devam etmek insanların doğasında olabiliyor. Feminist mücadelede de aslında kadınları dinlemek var — ağızlarını açtıkları an ‘kanıtın nerede,?’ ‘neden hukuki yollara başvurmadın?’ gibi sorular sormak yok. Suçlu bulunanlara da bir şey olmuyor ki? Mesela kasten yaralamadan 2 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan biri ‘kariyerini kurtarmak’ için tiyatroya çıkabiliyorken, başına gelenleri söyleyen bir kadın toplumda dışlanabiliyor, tüm hayatını tekrardan kurmak zorunda kalabiliyor. Üstüne, sosyal medyada yaşadıklarının gerçekliğini sorgulayan yorumlarla karşılaşabiliyor.
Bu hafta sanat ve moda dünyasında patlayan haberler, ardından gelen ifşalar da aynen bunun bir yansıması. Yıllardır sektörde elindeki kamerayı bir güç nesnesi olarak kullanan, bu alanlarda bir yere gelmek isteyen/gelen kadınları rıza inşaları, alkol ve tutulmayan sözlerle kendi istekleri/arzuları için kullanan fotoğrafçılar bu hafta bir bir ifşa edildi ve edilmeye devam ediyor. Birçok insan deneyimlerini, fazlası ile rahatsız edici mesajlaşmalarını sosyal medyada paylaştı.
Sonuç?
Bir değişim umudu. Sektör birkaç kişinin elinde dönüyor — ki bu zaten çok saçma. O kadar yeni isim, bu alanda yer edinmek isteyen yetenekli insan var ki. Yıllardır düzgün bir şekilde iş yapan, bu standardı tutturmak için ekiplerini de doğru yönlendiren o kadar yetenekli birey var ki… Acaba artık yeteneğini ya da sektördeki yerini kötüye kullananlarla çalışmasak mı? O kadar zor değil aslında. Bir ‘background check’e bakıyor. Bazen bilmemek ayıp değil, düzeltmemek ayıp. Bu olanlardan sonra kolektif hafızamız ne kadar Kayıp Balık Nemo’daki Dory gibi olsa da umudum, ifşalanan ya da bir şekilde ifşalanmamış olsa bile sektörde adı çıkan insanlarla artık çalışmamak.
Burada markalara, menajerlere ve sektörde söz sahibi olan diğer herkese büyük bir iş düşüyor. Çeşitli isimlerle sadece o an sektörde ‘ünlü’ oldukları için çalışmayı diretmemeleri gerekiyor. Yeni, henüz daha çok tanınmamış, düzgün insanlar olduğunu bildikleri kişilere şans vermek önemli bir başlangıç olacaktır.
Hiyerarşiye, kral koltuğuna oturmaya çalışan istismarcı kişilere yer yok. Yapmayın allah aşkına.



